Edip Cansever‘in, Kapalıçarşı’daki, antikacı dükkânına ilk defa geçen yaz Sabahattin Batur‘la gitmiştim. Sıcak bir ağustos günü idi. Dik bir merdivenden dükkânın üst kısmına çıkmıştık. Ortasından kesilmiş bir silindire benzeyen bu oda Edip Cansever’in kulesiydi; fildişinden değil halıdan bir kule. Halılar, halılar, halılar… Edip’in masası tam karşıdaydı. Masanın üzerinde kitaplar, dergiler. “Çay mı, kahve mi?” Kahvenin
Saygıdeğer ilişkiler kurmaya çalışın, mantıksız meşguliyetleri engelleyin, dünyaya size nasıl davranacağını söyleyin, yeterliliği benimseyin ve daha fazlası. Yüksek mertebeden gelen istekler eşliğinde, fiziksel alışkanlıklar ve faydacı günlük eylemlerle oluşturulan tipik yeni yıl önerileri listesini; insanlığın en ebedi fikirler üreten düşünürlerinden zihinsel ve ruhsal öneriler ödünç alarak düzenleseydik ne olurdu? Bunun nasıl olacağını görebilmek için sizlere
“Sanat herhangi bir şey değildir – bir vasıtadır.” Günümüzün meşhur filozofları tarafından yapılan felsefe tanımları ve tarihin en büyük zihinleri tarafından yapılan bilim tanımlarından sonra; insanlığın daha belli belirsiz bir alanına dönebiliriz. Size antik çağlardan günümüze meşhur sanat tanımlarından birkaçını sunuyoruz. Henry James; The Middle Years adlı kısa hikâyesinden: Karanlıkta çalışıyoruz – yapabildiğimiz şeyleri yapıyoruz
Yaşamımın bir niçini var, nasılına da tahammül gösterecek güce sahibim. Kutsal olan hakikat değil, kişinin kendi hakikati için çıktığı arayıştır! Kendi kendini sorgulamaktan daha kutsal bir şey olabilir mi? Kimilerine göre benim felsefi çalışmalarım kaygan bir zemine oturtulmuş: Görüşlerimde sürekli kaymalar oluyormuş. Ama kaya gibi sağlam bir sözüm var: Neysen o ol. Hakikat olmadan kişi

Nietzsche’den Müziğin Gücü Üzerine

“Sanat dalları arasında, müzik hem tam anlamıyla soyut hem de çok içten bir biçimde duygusal olandır” diye yazıyordu Oliver Sacks müziğin kendine özgü gücünün insan ruhu üzerinde yarattığı etkiyi açıkladığı bir çalışmasında. Bu öyle bir güç ki insanlığın öne çıkan dehalarından bir kısmının kibrini ortadan kaldırmış ve onların akıllarını entelekte yönlendiren süresiz bir hayranlık durumu
Felsefe sözlüklerinde Nietzsche‘den Şair – Filozof diye söz edilir. Bu nitelemenin altında (bazı felsefe görüşlerinin «edebiyatçı» sözünü hangi anlamda kullandığını düşünürsek) gizli bir küçümseme de sezinleyebiliriz belki; ama bunu, Nietzsche’nin bir özelliğini belirten yerinde bir niteleme de sayabiliriz: Şair olma, gerçekten, sürekli bir bilinçlilik, yaşantılarını bilinçli yaşama, hiçbir şeyi «safiyane» yapmama, gözünü sürekli kendi üstünde