Pierre Beteille, manipulasyon konusunda oldukça başarılı bir sanatçı. Bu seride, yazarların ve eserlerinin okuyucu üzerindeki etkisine değinmiş. Serinin diğer çalışmaları, galerinin sonunda…Keyifle gezinin. Serinin diğer çalışmaları

Hakikatte hapis, hayallerinde hür!

Sivas’tan İstanbul’a uzanan bir ‘Çalıkuşu’ hikâyesi; Cumhuriyet döneminin ilk yıllarından günümüze bir zaman yolculuğu… İpek S. Burnett, ilk romanı ‘Romancı’ ile etkileyici bir yazar. Varlıklı bir ailenin ‘tutsak’ kızı Süreyya ile Sivas’tan ilk kez İstanbul’a gelen küçük Ferit’in gülümseten, iç burkan, can yakan, yanak ıslatan dostluğu… Bol göndermeli kısa cümleler İpek S. Burnett, ‘Romancı’ ile

Umudun ve Öfkenin Şairi: Ahmed Arif

İnsan kendine özgü olanı, kendinde olanı estetize ederek notalarla, çizgilerle, dille…vb. ortaya çıkartabiliyorsa sanatçıdır. Eğer bu sanatçı şairse, yalnız sözcük seçimiyle değil, şiirinin duygu/ düşünce örgüsünü şiirsel yaratı içinde biçimleyerek sözün yanına sesi de eklemek zorundadır. Bu bağlamda Ahmed Arif, hayatın ona sunduğu acıyı kendi kalıpları içinde eritip öfkeye dönüştürerek kendi söylemini kurmuş, içindeki sesi

Sanat Ürkünçtür!

Efsaneye göre kırların, çobanların ve sürülerin tanrısı ve koruyucusu olan Pan, Sirinks isimli güzel bir periye âşık olur. Syrinks tam ona sarılacağı sırada Pan’dan kaçmak için kendisini su kamışı bitkisine çevirir, saza dönüşür. Pan, aşkı karşılıksız bırakıldığı ve sevdiği kadının sesini artık duyamayacağı için çok üzülür. Bu güzel perinin onuruna ve ona olan aşkı için bu kamışlardan

Charles Bukowski’nin kayıp çizimleri

Geçtiğimiz ay düzenlenen 46’ncı California Uluslararası Antika Fuarı’nda ünlü yazar ve şair Charles Bukowski’nin 19 çizimi ortaya çıktı. Amerikalı ünlü yazar ve şair Charles Bukowski’nin aynı zamanda yetenekli bir çizer olduğunu biliyor muydunuz? Booktryst.com’da Stephen J. Gertz imzasıyla yayımlanan bir habere göre, şairin 46’ncı California Uluslararası Antika Fuarı’nda ortaya çıkan 19 eskizinden 16’sı ilk olarak

Charles Bukowski’nin fırçası

Hayatla sanatın arasındaki fark, sanatın daha çekilebilir olduğudur.-Charles Bukowski Genel olarak sanatsal yetenekleriyle hatırlanmasa da, Bukowski şaşırtıcı derecede güzel resimler üretebilme potansiyeline sahipti. Tabi ki öncelikli olarak bir ressam değil bir yazardı, o yüzden mücevher değerindeki eserlerinin yanında bir o kadar da ortalama yapıtlar ve sadece boşluğu doldurma amaçlı olanlar da vardı. Burada sunulan çalışma

Saç telinin üçte biri kadar; mikro-Lisa

Dünyanın en ünlü resimlerinden birisi, dünyanın en küçük tuvallerinden birisi üzerinde yeniden yaratıldı. Georgia Teknoloji Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa portresini, 30 mikron, ya da bir saç telinin üçte biri genişlikte bir tabaka üzerine resmetmeyi başardılar. Ortaya çıkan yeni eser, Paris’teki Louvre Müzesi’ndeki Mona Lisa portresinden 25 bin kez daha küçük. Bir taramalı

Amour: Aşk Tanımı

Dokuz günlük Filmekimi’nde sığamayan, biletleri gişe satışının ikinci saatinde tükenen Aşk, Altın Palmiyeli “Beyaz Kurdele”den sonra Haneke’nin elinden çıkmış en iyi filmlerden biri. Kendi anlatımıyla ‘Kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği’ filmler yapan yönetmenin bu çizgisinden taviz vermediğini söylersek hata etmiş olmayız. Aşk filmi özetle, seksenli yaşlarını sürmekte olan emekli müzik öğretmeni çift

Göğe bakma durağında indi!

80 sonrasının en önemli şairlerinden birisi olan, “acının şairi” Ahmet Erhan, 55 yaşında kansere yenik düştü. Turgut Uyar’ın doğum gününde, çok sevdiği dostu Behçet Aysan’la buluştu. Karanlıkta gülümsüyorsun, gülümseyişini her anımsadığımda karanlığı da anımsıyorum. Akdeniz güneşinin yaktığı yüzünde dinsiz bir peygamberin duruşu var. Kuşatılmış ve yorgun bir ülkeye benziyor yüzün. Sevmiyorsun kendi sınırlarını. Hafif alay

Hiçbir şey demedim, her şeyi söyledim

Kuruntular. El yazısı şiirler bunlar. Daktilonun çıt sesinin duyulmadığı, biraz dikkatle kulak kabartılacak olursa kurşun kalemin kâğıtla buluştuğunda yaydığı hışırtının duyulabileceği. Zira “Daktilonun şiirimle aramdaki mahremiyeti ortadan kaldırdığını, elimin bu mahremiyeti yeniden kurduğunu gördüm.” El bir biçimde işin ve de şiirin içine giriyor işte. Daktilo bu ‘bir başka Neruda’ için dinginleşmiş ruhunu yansıtmasının önüne geçiyor.