Her gece olduğu gibi dayanılmaz bir horultu vardı sefilhanenin koğuşunda. Tom uyuyamıyordu. Koğuştaki altmışa yakın karyolanın hepsi doluydu. En çok horlayanlar sarhoşlardı ve uyuyanların çoğu sarhoştu. Tom doğruldu, pencereden süzülüp uyuyan adamların üstüne düşen ay ışığını seyre daldı. bir sigara sarıp yaktı. Adamlara baktı, yine. iğrenç adamlardı hepsi, beş para etmez. Kim bilir en son
Benden veya benim kuşağımdan önce yazılmış şiirleri kendi değerleriyle başbaşa bırakarak araya kesin bir çizgi çizdiğime inanıyorum. Bu çizginin başlangıç noktasına, oluşumuna, bugüne gelişine, kısacası belli bir şiir sürecinin ayrıntılarına değinmek istemiyorum. Oteller kenti, şiirimin vardığı son durak değil elbette. Ne var ki, bundan sonra şunu şunu amaçlıyorum da demiyorum. Çünkü amaçlamak, özel olsun, biçimsel
Konuya şöyle girelim isterseniz. Bir süre önce üçünüz de geniş yankılar uyandıran şiir yazıları yazıyordunuz. Aklıma ilk gelenler, Edip Cansever’in “Mısra İşlevini Yitirdi”, Cemal Süreya’nın “Folklor Şiire Düşman”, Turgut Uyar’ın “Çıkmazın Güzelliği” başlıklı yazıları. Bunlar o kadar çok yankı yaptı ki, kendileri fikir üretmeyen birtakım eleştirmenler, bu yazılardaki sloganlarla uzun sire geçinebildi. Bugünse, Cemal Süreya

Hayatın Tezer Eşiği

Memleketin tuhaf günlerinden biriydi yine. Adliye içerisinde tutuklanan avukatlara destek eylemi yapan avukatlar derdest edilmiş, Sinop’ta barış konuşmaya giden BDP’li milletvekilleri linç edilmek istenmişti. Aynı saatlerde İmralı’ya hangi heyetin gönderileceği konuşuluyordu bir de. Barış kararlılıkları, büyük cümleler… Sinop’ta cam çerçeve kıran taşlar ve yanıcı maddeler eşliğinde atılan sloganlara kulak kabarttım: “Ermeni soyları, Sinop’tan defolun!” “Hah”
Aralarında birçoklarına göre Türkçe şiirin en büyük isimlerinden olan Necip Fazıl’ın da olduğu bir grup yazarın örtülü ödenekten pay almak için Menderes yönetimine ve bizzat Menderes’e nasıl yalvardıklarını Habertürk’ün manşetleriyle öğrendik. Elbette yazarların iktidardan maddi manevi fayda sağlamaları, iktidar yararına çalışmaları, hatta meslektaşlarını ispiyonlamaları yeni değildir; maalesef çok büyük bir sürpriz de olmamakta. Komünizm düşmanlığının
Caché, ilk olarak 1989 senesinde The Sevent Continent ile beyazperdeye adım atan, sonra sırasıyla Funny Games, Code Unknown, The Pianist, Time of the Wolf gibi filmlerle kendine özgü sinema dilini yaratmış olan Almanyalı yönetmen Michael Haneke’nin, 2005 senesinde yazıp yönettiği filmidir. Haneke bu film ile, başta 2005 Cannes Film Festivali en iyi yönetmen ödülü olmak

Her yerde senin mizahın var

Mizah ve düşün hayatımızın büyük ustası Aziz Nesin ölümünün 18.yılında anılıyor. ‘Direniş’ günlerine denk gelen ölüm yıldönümünde Aziz Nesin’i anıyor, Cansu Fırıncı‘nın “Ölüm yıldönümünde Aziz Nesin’i doğurmak!” başlıklı yazısına yer veriyoruz. Şimdi gözümü kapatınca, ilkin Bursa sokaklarında sürgünde görüyorum seni. Aç biilaç dolanıyorsun sokaklarda. Bir yokuşun başına kıvrılınca eski bir okul arkadaşın çıkıyor karşına. O

İçimden Geçen Zaman

Uğur Mumcu’nun aramızdan alınışından bu yana çocuklarıyla ile birlikte bir onurlu direnç simgesi oldu Güldal Mumcu. Acısını, “Adalet ve Demokrasi” haftaları ile birlikte toplumsal bilinci uyanık tutma eylemine dönüştürdü. Uğur Mumcu’nun aramızdan alınışından bu yana çocuklarıyla ile birlikte bir onurlu direnç simgesi oldu Güldal Mumcu. Acısını, “Adalet ve Demokrasi” haftaları ile birlikte toplumsal bilinci uyanık

Edebiyat parçalayan nutuklar

1929-1938 yılları arasında sık sık cezaevine giren Nâzım Hikmet, 1938 yılında askeri öğrencileri isyana teşvik ettiği savıyla açılan Donanma davaları nedeniyle 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edilmiştir. 17 Ocak 1938’den beri tutukludur. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa’da “Dört Hapishaneden” şiirler yazmaktadır. 29 Ocak 1947’de CHP Giresun Milletvekili Ahmet Ulus, “Son günlerde kendini daha fazla
Ünlü İspanyol oyun yazarı ve şair Lorca`nın, faşist Franco yanlılarınca öldürülüşünün 73. ve İspanya iç savaşının bitişinin 70. yılı bir kez daha dünyanın gündeminde. Üstelik geçen hafta büromuzu ziyaret eden edebiyat tutkunu Konak eski bediye başkanı Muzaffer Tunçağ ile Lorca üzerine yarım kalmış kısa sohbetimiz de var. Dünya basını bu kez ünlü şairin özel yaşamını