Daha önce Sabahattin Ali üzerine ilgi çekici bir araştırması “Ağır yazılar” arasında yer alan Cansu Fırıncı, bu kez Enver Gökçe için hazırlanan bir kitaba hazırladığı “40 kuşağına dair” yazısıyla koyuyor ağırlığını! Celil Denktaş’ın uzun ve titiz çalışması sonucu hazırlanan Enver Gökçe kitabının da, yakında Yordam’dan çıkmasını bekliyoruz: Konu 1940’lı yıllar olunca saf bir edebiyat hareketinden

Jean-Paul Sartre ve Varoluşçuluk

Öyleyse şu son haftalar içinde bir değişiklik ortaya çıktı. Ama nerede? Hiçbir şeye bağlanılamayan soyut bir değişme bu. Değişen ben miyim? Ben değilsem, şu oda, şu kent, şu doğa; seçmek gerek. Değişen benim sanıyorum. En kolay çözüm yolu bu. En tatsızı da bu. Ansızın ortaya çıkan bu dönüşümlere uğramış olduğumu kabul etmek zorundayım. Sık sık

Benerci Kendini Niçin Öldürdü?

Nâzım Hikmet’in 1932 yılında kaleme aldığı ve Sûhulet Kitabevi’nden yayımlanan “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” adlı şiir kitabının ilk baskısına Fikret Muallâ’nın sekiz adet çizimi eşlik ediyor… Ali Suavi Sonar’ın kapak tasarımını gerçekleştirdiği bu kitapta yer alan Fikret Muallâ çizimleri için aşağıya gözatabilirsiniz ya da doğrudan bu çalışmanın sahibi evvel.org üzeri .pdf dosyasını indirebilirsiniz.
Brainpickings, yalnızlık üzerine bir dizi alıntıya, Tarkovski’nin bir videosunu eklemiş. Üstelik eksik olan İngilizce altyazıyı arkadaşına tamamlatmış. (Umuyoruz ki biz de yakında bu altyazıları Türkçeye çevirebileceğiz.) Yalnızlık ve can sıkıntısına odaklanmış Brainpickings. Biz ise daha çok yalnız hissetmemek için beraber olmak temasına takıldık. Türkçe edebiyatta aklımıza gelen ilk anı kitabı, Tezer Özlü’nün Yaşamın Ucuna Yolculuk‘u
John Winston Lennon, 1980 yılının 8 Aralık günü, ünlü olma hayaliyle yanıp tutuşan bir çılgın tarafından evinin önünde öldürüldü. Bedenine 38′lik bir revolverden çıkan dört kurşun isabet etmişti. Mark David Chapman, kurbanı Lennon’ı Manhattan’daki Dakota binasının önünde katletmeden beş saat önce, son albümü Double Fantasy‘yi imzalatmıştı. Müzik tarihinin en trajik olaylarından biri olan bu cinayetin

Çölün Sesine Kulak Verin

ABD’nin en ünlü TV komedyenlerinden Stephen Colbert, geçtiğimiz kasım ayında Tinariwen adlı bir grubu programında konuk etti. Colbert, konuklarına, Mali’nin çölünde zengin bir müzik ortamı olup olmadığını sorduğunda, stüdyodaki izleyiciler kahkahalarına engel olamadılar. Anlaşılan çölde müzik icra edilmesi fikri onlara komik gelmişti. Grubun sözcüsü ve lideri Colbert’ın sorusuna “var” şeklinde, tek kelimeyle cevap verdi. Bunun

They Live: Sorgulama, İtaat Et ve Tüket

They Live, Halloween filmi ile korku sinemasına ismini yazdıran yönetmen John Carpenter’ın çektiği bilim-kurgu, korku filmleri içerisinde sisteme en ağır eleştiriler içeren yapımı. Ray Nelson’ın Eight O’Clock in the Morning adlı kısa hikayesinden uyarlanan filmin senaryosu ve müzikleri de John Carpenter’a ait. Distopik atmosferi içinde kapitalist sisteme getirdiği eleştiriler They Live’i Carpenter’ın filmleri içerisinde farklı

Stephen King’in Kubrick’e Öfkesi

The Paris Review dergisi, belki yayımladığı eleştirilerden de çok yazar söyleşileriyle tanınan bir mecmua. 1950′lerden bu yana yapılan bu uzun ve nitelikli söyleşilerde, Ray Bradbury’den Joan Didion’a, Ernest Hemingway’den Paul Auster’a, birçok isimle karşılaşabiliyorsunuz. Yine de kalabalık arşivin içinde Stephen King‘le karşılaşınca, açıkçası şaşırdık. Her ne kadar popüler kültürle aramız gayet sıkı fıkı olsa da,

Cazın Doğuşu ve Kökenleri

Caz müziği 1880’lerde New Orleans’ta gelişmeye başladı ve 1920’lerin başında New York, Los Angeles ve Chicago’da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise,