1920 yılının Almanya’sında, 16 Ağustos’u hayatı boyunca pişmanlıkla hatırlayacak Polonya asıllı bir babanın oğlu: Henry Charles Bukowski. Babasının bir terzi kadınla geçirdiği gecenin ürünü olan bir oğul. Yalnızca o kadarlık oğul. Biyoloji var, gerisi yok. “Sığınak çukurlarında melek bulunmaz.” Henüz iki yaşında okyanus aşıp Los Angeles’a geliyor Bukowski ailesiyle. Amerikan Rüyasından paylarına düşeni alamamışlar. Kriz
Animasyonlara bayılırız. Kısa ve Oscarlı olanlar ise tadından yenmez. Son on yedi senenin ödüllü kısa animasyonlarını afiyetle izleyiniz. Paperman (2013) The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2012) The Lost Thing (2011) Logorama (2010) La Maison en Petits Cubes (2009) Peter And The Wolf (2008) The Danish Poet (2007) http://www.youtube.com/watch?v=2lXcufpx2Nk The Moon and the
Hiç uyku uyumayan kişi başka bir zamanın içinde mi yaşar sorusuna Cioran’ın yanıtı: Mutlaka (…) Uykuyla geçen gecenin sonrasında, sabah uyanan birinde bir şeye başlıyor olma yanılsaması vardır. Ama sizi bütün gece uyku tutmadıysa hiçbir şeye başlayamazsınız. Sabahın sekizinde, akşam saat sekizdekiyle aynı hal içinde olursunuz ve zorunlu olarak şeylere bakış açınız tümden değişir. Beter
Usta macar yönetmen Istvan Szabo’nun iktidarların karşısındaki bireylere mercek tuttuğu üçlemesi, en bilineni ve aynı zamanda üçlemenin de ilk filmi olan Mephisto haricinde sırasıyla Oberst Redl (Albay Redl) ve Hanussen’den oluşuyor. Tematik filmlere imza atan ve temalarını karakterleri üzerinden görünür kılan Istvan Szabo, bu üçlemesinde de aynı yolu ziyadesiyle takip ediyor.Çok net söylemleri olan yönetmen,
ABD’li ünlü fotoğrafçı Lewis Wickes Hine, 1930 yılında Empire State Building’in inşaatında çektiği fotoğrafları ile tanınıyor. Hine ABD’de uzun yıllar işçi hakları için mücadele verdi. Özellikle de maden ocaklarında ve iplik fabrikalarında 7 yaşındaki çocukların çalıştırılmasının önüne geçmek için yıllarca denklanşöre bastı.Hine’nin objektifinden çocuk köleler… ABD’de uzun yıllar işçi hakları için mücadele veren Hine’nin fotoğrafları,
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiş olan Bedia Tuncer, bir taraftan da akıl hastalarıyla ilgilenmiş ve akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derleyerek bir şiir kitabının yayınlanmasına vesile olmuş. 1964 senesinde Matbaa Teknisyenleri Basımevince İstanbul’da basılan kitap, belki de dünyada türünün tek örneği. Gayri resmi edinilen bilgiye göre şiirler, 1961-1964

Şairin kederi ve mucizesi

Anne, yaşamak istemiyorum… Şimdi beni iyi dinle, hayat oldukça güzel ama bir türlü onu yaşamayı beceremiyorum.  Bunu açıklayamıyorum  bile. Bunun kulağa ne kadar aptalca geldiğini tahmin edebiliyorum… nasıl hissettiğime dair en ufak bir fikrin olsaydı… Hayatta olmak… Evet, hayatta olmak ama bir türlü yaşayamamak. Ah,  bütün sorun bu. Canlı kanlı bir taş gibiyim, gerçekliğin dışına

Ünlü yazarların kütüphaneleri

Leah Price’ın hazırladığı “Unpacking My Library: Writers and Their Books (Kitaplarımı Çıkartmak: Yazarlar ve Kitapları)” isimli kitapta bazı ünlü yazarların kütüphanelerinin resimlerine yer veriliyor. İşte bu yazarlardan bazıları ve kütüphaneleri… William Faulkner Eudora Welty Mark Twain’in ‘yer kütüphanesi’ Philip Pullman Agatha Christie Norman Mailer Geoff Dyer Charles Dickens Rudyard Kipling John Updike

Annabel Lee Şiir Analizi

Romeo ve Juliet’te olduğu gibi, şair ve Annabel Lee birbirlerine çocuk yaşta sevdalanıyorlar. Üstelik Shakespeare’in ‘talihsiz âşıkları’ gibi Poe’nun âşıkları da kendi kontrolleri dışındaki güçlerin kurbanı oluyorlar. Fakat sonuç itibariyle şair ve Annabel Lee kendi büyüklerinin* asla anlamayacağı türden efsanevi bir aşkı tecrübe ediyorlar. Gerçek Annabel Lee: Annabel Lee, muhtemelen, Poe’nun daha on üç yaşındayken

Cemal Süreya İlhan Berk’i anlatıyor

Hiyerogliflerde üçgen yüzlü kaplumbağalar olsaydı, ”İşte” derdim, ”işte İlhan Berk!” İşte Keops, işte sokak, işte atlas! Gerçekten yüzündeki ve bedenindeki üçgenler giderek Mısır piramitlerine benzetti onu. Attilâ İlhan 30 yıl önce ”göğüstenbacaklı” demişti İlhan Berk için. Tevfik Akdağ da daha iki gün önce, ”omuzdanbacaklı”. Şiir serüveni altmış yılı buluyor. Birçok dönem yaşadı. Bütün devinimleri sınadı.