“Hiçbir yere ait olmadığını -her yere ait olduğunu, yani bu hiçbir yer demektir- fark ettiğinde özgürsündür ancak” demişti Maya Angelou 1973 tarihinde Bill Moyers ile yaptığı sıradışı sohbetinde.

Ev ve ait olma gibi konular Maya Angelou’nun çalışmalarının -özünün-kaynağını oluşturuyor ve aynı zamanda Ellyn Spragins’in 2006 tarihli antolojisi Ne Öğrendim: Gençliğime Mektuplar’ın kalbinde yer alıyor.

Angelou yazıyor:

Sevgili Marguerite
Kendi başına olmayı çok istiyorsun. Kimsenin sana gece saat kaçta ayakta olman gerektiğini ya da nasıl bebek büyüteceğini söylemesini istemiyorsun. Annenin büyük ve konforlu evini terk edeceksin ve kimse seni durdurmayacak, çünkü o seni çok iyi tanıyor.

Ama onun dediklerini bir dinle:
Kapımdan çıktığın an, kimsenin seni büyütmesine izin verme-
zaten sen büyüdün.

Yanlış ile doğruyu ayırabiliyorsun.
Her türlü ilişkinde uyum sağlamak ve uyarlanmaya hazır olmalısın.
Şunu iyi hatırla, eve istediğin zaman geri dönebilirsin.
Dünya seni yere serdiğinde, eve tekrar geleceksin – ya da dünyanın ta kendisi yüzünden çöktüğünde. Ama bunu 2-3 haftada bir yaşayacaksın. Annen seni şımartıp karnını en sevdiğin yemeklerle, kırmızı fasulyeler ve pirinç ile doyuracak. Eve dönüşünün birkaç provasını yapacaksın, böylelikle seni tekrar özgür bırakabilir – en güzel hediyelerden biridir bu – sana vereceği cesareti iyi besleyerek.

Cesur ol ama gözü kara değil.
Tüm benliğinle, gururla yürü,

Maya

Maria Popova
Çeviri: Hande Karataş (tabutmag)