Şiirin, gücü kendisinden kurtaran özelliğine parmak basarak John F. Kennedy “Güç ortalığı yakıp yıktığında, şiir etrafı toparlamak için oradadır” diye ilan ediyordu, Robert Frost konu alan övgü dolu ve etkileyici konuşmasında. Her ne kadar şiir başlı başına özel bir güce sahip olmayı gerektirse de – gelmiş geçmiş en büyük şairlerden birinin saptamasına göre – o güç kolaylıkla şaire uğramaz: “Şiir yazmak doğal olmayan bir eylemdir” diye yazmıştı Elizabeth Bishop henüz yirmi üç yaşındayken.  Peki, bu durumda, bir kimse bu doğal olmayan güce nasıl sahip olabilir? – bir kimse nasıl şair olabilir?

Wendell Berry “Nasıl Şair Olunur (Kendime Hatırlatma)” isimli fevkalade şiirinde tam olarak bu konuyu ele alıyor.

Nasıl Şair Olunur
(kendime hatırlatma)

Oturacak bir yer bul kendine.
Otur. Sessiz ol.
Bel bağla
tutkuya, okumaya, bilgiye
yeteneğe – sahip olduğundan daha fazlasına – ilhama
çabaya, yaşlanmaya, sabıra,
sabır bir zamandır katılan sonsuzluğa. Okurların
şiirlerini beğenen,
şüphe et onların beğenisinden.
İçine çek koşulsuz bir şekilde
koşulsuz havayı
elektrik tellerinden uzak dur
Sakince kur iletişimini. Yaşa
üç boyutlu bir hayat;
uzak dur ekranlardan
uzak dur her şeyden
bulunduğu yeri yok eden
kutsal olmayan yer yoktur
yalnızca kutsal ve artık kutsal sayılmayan
yerler vardır
Sessizlikten geleni kabullen
Elinden gelenin en iyisini yap
Sessizlikten gelen o küçük kelimelerden, tıpkı dualar gibi
dua edene geri dönen,
bir şiir yaz
içinden geldiği sessizliği ürkütmeyen

Wendell Berry


Çev: Hande Karataş