Antropoloji, biyoloji, evrimsel biyoloji, davranışsal ekoloji, jeopolitik ve sosyal bilimler alanları arasında köprü kurmuş olan çığır açıcı bilim insanı Jared Diamond (10 Eylül, 1937) Margaret Mead‘den sonra tarihin Avrupa merkezli bakış açısıyla yorumlanması kuralını bozan ve ırkçılığın beslendiği biyolojik yanılgıların foyasını ortaya çıkaran kişidir. Pulitzer ödüllü 1997 tarihli kitabı Tüfek, Mikrop ve Çelik günümüz dünyasındaki eşitsizliklerin kaynağını açığa çıkaran ve zehirli fikirleri kalıcılaştıran yanlış mantığa meydan okuyan öncü niteliğinde bir metin.

Diamond’ın eserinin kalbi, herhangi bir toplumu anlayabilmek için onu, etrafını saran koşullarca incelememiz gerektiği düşüncesinde atıyor. Tüm bir ekosistemin zenginliklerini ve farklılıklarını kabullenerek diğer insanlar hakkındaki varsayımlarımız üzerinde tekrar düşünebilir ve diğer insan topluluklarının şu anki durumunun doğuştan gelen yetersizlikleri nedeniyle değil, tarih boyunca karşılaştıkları farklı şeyler ile başa çıkmalarından kaynaklandığını rahatlıkla kavrayabiliriz.

Joost van den Broek/de Volkskrant (c)’04

Şunu iyi biliyoruz ki tarih, dünyanın çeşitli yerlerinden insanlar için farklı bir şekilde ilerledi. Buz Çağı’nın bitişiyle 13.000 yıl içinde dünyanın bazı kesimleri okuryazarlıkta ilerlemiş ve sanayi toplumları oluşturmuşken, diğer kesimler okuryazar olmayan tarım toplulukları oluşturdular ve hatta bazıları taştan aletlerle avcı-toplayıcı toplumlar olarak kaldı. Bu tarihsel eşitsizlikler modern dünyanın üzerine devasa bir gölge düşürdü; zira metal aletleriyle okuryazar toplumlar diğer toplumları ya fethetti ya da tümüyle ortadan kaldırdı. Bu tür farklılıklar dünya tarihinin en temel gerçeğini oluştururken, bu farklılıkların sebebi belirsiz ve bir tartışma konusu olarak kaldı.

[…]

Modern dünyadaki eşitsizlikler ile ilgili sorular takribi şekilde yeniden formüle edilebilir. Neden zenginlik ve güç başka bir şekilde değil de, şuan ki haliyle dağıtılmış durumda? Örneğin neden Avrupalılara ve Asyalılara soykırım yaşatan, onlara boyun eğdiren ya da onları tamamiyle tarihten silen neden Amerikan yerlileri, Afrikalılar ya da Avustralya yerlileri değildi?

[…]

Birbirinden bütünüyle farklı insanlar arasındaki etkileşimin tarihi işgaller, hastalıklar ve soykırım aracılığıyla bugün modern dünyayı şekillendiren şeydir. İhtilaflar, yüzyıllar geçse de bitmemiş ve günümüzde hala dünyanın bazı bölgelerinde kendini sürdüren yankılaşımlar yaratmıştır.

Jared Diamond

Diamond’ın karmaşık yapıdaki bu güçlerin birbirleri ile etkileşimi üzerine çalışmaya başlaması aslında hiç de beklenmedikti. Yedi yaşından beri kendini “fanatik bir kuş gözlemcisi” olarak niteleyen Diamond, biyoloji eğitimi aldı, dilbilimci olmak içinse az kalsın fizyoloji bölümünü bırakacaktı. Ancak bilim alanında lisansını tamamlayamadı, daha sonra otuz yaşında kuşların evrimini inceleyen tutkulu bir biyolog olarak kendini Yeni Papua Gine’de buldu. Evrimsel biyoloji üzerine çalışmalar yaptığı bu yerde, birden fazla insan topluluğuyla tanışma fırsatı buldu.

Medeniyet gibi sözcükler ya da medeniyetin yükselişi gibi deyişler; medeniyetin güzel, avcı toplayıcı kabilelerin zavallı olduğu ve geçen 13.000 yılın insanın mutluluğa yönelik ilerlediği yanlış görüşünü aktarmıyor mu? Aslına bakarsanız, sanayi ülkelerinin avcı toplayıcı toplumlardan daha iyi olduğunu zannetmiyorum ya da demire dayalı olarak devletleşen bir toplum için avcı toplayıcı hayat tarzının terk edilmesini ‘bir gelişme’ ya da insan mutluluğunun artışına neden olan bir şey olarak görmüyorum. Amerika Birleşik Devletleri ve Yeni Gine köyleri arasında bölünen yaşamımdan edindiğim kişisel izlenimim medeniyet denilen şeyin nimetlerinin katışık olduğu.

Jared Diamond

İnsanların entelektüel kaderini belirleyen sosyal çevre ve eğitim fırsatlarını göz önünde tutarak Diamond zekâ kavramının Batının bakış açısı tarafından yorumlandığını ve bu şekilde yeni nesillere aktarıldığını iddia ediyor.

Benim bu konuya dair bakış açım Yeni Ginelilerin el değmemiş toplumlarında geçirdiğim on üç yıldan geliyor. Yeni Ginelilerle çalışmaya başladığımdan bu yana, ortalamaya göre daha zeki, daha tetikte, daha dışavurumcu ve şeylere ve çevrelerindeki insanlara daha ilgili oluşlarıyla beni oldukça etkilediler. Bazı görevlerde bir kimse akla uygun bir şekilde, tanınmadık çevrelerin zihinsel bir haritasını çıkartabilme yetisi gibi beyin işlevlerinin gerçekleşeceğini farz edebilir, onlar bu konuda batılılardan daha üstün görünüyor. Elbette Yeni Ginelilerin batılıların küçüklükten beri eğitimini aldığı görevlerde daha az başarılı olmaları söz konusu. Bu nedenle uzak köylerden çıkıp gelen eğitimsiz Yeni Gineli, kasabadaki Batılılara aptal görünebiliyor. Buna karşılık ben de Yeni Ginelilerle ormanda, çok basit bir görevde yetersizlik göstererek onlara aptal görünüyorum. Bunun nedeni onların bu konuda küçüklükten beri eğitim alması, benim ise almamam.

Jared Diamond

Tüfek, Mikrop ve Çelik’te Diamond Yeni Ginelilerin üstün zekâsını açıklayan iki temel unsura değiniyor: İlk olarak, Avrupalılar genel olarak nüfus yoğunluğu fazla olan yerlerde bir arada yaşamıştır ve bu bölgelerde hastalıklar daha kolay bulaşmış, insanları öldürmüştür. Diğer yandan merkezi hükümet ve yasalar cinayeti göreceli olarak düşük seviyede tutmaya çalışmışlardır. Bu sırada Yeni Gine’de hastalıkların gelişmesi, cinayet ve kazalar, kabileler arası savaşlar pek enderdi, zira toplumlar seyrek ve birbirinden uzak konumdaydı. Zeki insanlar içgüdüsel olarak cinayetlerden ve kazalardan kaçmayı tercih eder, bu şekilde de zekâ genlerini bir sonraki nesile aktarmayı başarır.

İkinci unsuru ise şöyle yazıyor Diamond:

Modern Avrupalı ve Amerikalı çocuklar zamanlarının çoğunu televizyon, radyo başında; film izleyerek geçiriyorlar. Ortalama bir Amerikan evinde televizyon günde yedi saat açıktır. Buna karşılık geleneksel Yeni Gineli çocuklarının böyle pasif eğlence fırsatları olmadığından uyanık oldukları her an konuşmak, diğer çocuklar ya da yetişkinlerle oyunlar oynamak gibi aktivitelerin içinde yer alıyorlar. Çocuk gelişimi üzerine yapılmış her çalışma, çocukluk döneminde gerçekleştirilen aktivitelerin beynin gelişiminde büyük bir etkisi olduğunu vurguluyor.

[…]

Muhtemelen bu nedenle, zihinsel yetenek alanında ve elbette pek çok çocuğun büyüdüğü sanayi toplumlarının yarattığı yıkıcı gelişimsel zararlardan kaçmak konusunda da Yeni Gineliler Batılılardan üstündür.


Çeviri: Hande Karataş (tabutmag)