Bir arkadaş,
içindeki vahşi olasılıkları serbest bırakmak için senin hayatını uyandırır.

Aristoteles felsefi bir kurum olarak arkadaşlığı, iki ruhun birbirine ayna tutması sanatı olarak tanımlamıştır. İki bin yıl sonra Emerson, arkadaşlığın iki sütunu olan doğruluk ve şefkat kavramları üzerinde düşünmüştür. Bir asır sonra ise C.S. Lewis şöyle yazmıştır; “Arkadaşlık; tıpkı felsefe, sanat ve evrenin kendisi gibi, gereksizdir… Onda herhangi bir hayatta kalma değeri yoktur; aksine, hayatta kalmaya değer katan şeylerden birisi o’dur.”

Fakat arkadaşlığın güzelliği, gizemi ve ruhu besleme özelliği; önemli bir şair ve filozof olan John O’Donohue‘nun (Ocak 1, 1956 – Ocak 4,2008) 1997 yılında yazdığı “Anam Cara: A Book of Celtic Wisdom” isimli şaheserinde daha canlı bir hal almıştır. Kitap ismini Keltçe’de “ruh-arkadaşı” anlamına gelen; Aristotle, Emerson ve Lewis tarafından da hoş bir şekilde ele alınmış olan “Anam Cara” kavramından almıştır.

O’Donohue terimin özünü ve kökenine dair şunları söylüyor:

Kelt geleneğinde, güzel bir sevgi ve arkadaşlık anlayışı vardır. En büyüleyici şeylerden birisi de Kelçe’de anam cara olarak adlandırılan bu ruh-sevgi fikri. Keltçe’de anam kelimesi ruh, cara ise arkadaş anlamına geliyor. Yani Keltçe’de anam cara “ruh arkadaşı” anlamına geliyor. Eski Kelt kilisesinde öğretmenlik, arkadaşlık ya da manevi rehberlik yapan kişiye anam cara deniyordu. Terim aslında, hayatınızdaki saklı ve özel şeyleri ifşa ederek günah çıkardığınız kişiye ithafen kullanılıyordu.

Anam Cara ile en içinizdeki benliğinizi, zihninizi ve kalbinizi paylaşabiliyordunuz. Bu arkadaşlık bir tanınma ve ait olma eylemiydi. Bir anam cara’ya sahip olduğunuz zaman arkadaşlığınız bütün geleneğe, ahlaka ve kategorilere üstün geliyordu. Antik ve sonsuz bir yola “ruhunuzun arkadaşı” ile girmiş oluyordunuz. Kelt anlayışı, ruhun üzerine herhangi bir zaman ya da mekân kısıtlaması koymuyordu. Ruhun bir kafesi yoktur. Ruh, sizin içinize ve Öteki’nizin içine akan kutsal bir ışıktır.

Bu ait olma sanatı, derin ve özel bir arkadaşlığı uyandırıyor ve besliyordu.

Janice May Udry’nin “Let’s Be Enemies” isimli kitabından, Maurice Sendak’a ait bir çizim.

O’Donohue, bir insanın anam cara‘da bulduğu türden bir arkadaşlığın, çok özel bir sevgi biçimi olduğunu – ve bizi platonik veya romantik aşkı karşılaştırmaya itmeyen; aslında daha büyük ve yüce bir şey olduğunu belirtiyor:

Bu sevgide siz maskesiz ve gösterişsiz bir şekilde anlaşılıyorsunuz. Yüzeysel ve işlevsel yalanlar ve sosyal tanışıklığın getirmiş olduğu yarı-gerçeklikler geri çekiliyor, kendiniz olabiliyorsunuz. Sevgi size derin bir anlayış veriyor ve bu anlayış da değerli bir şey. Anlaşıldığınız yer evinizdir. Anlayış, aitliği besler. Gerçekten anlaşıldığınızı hissettiğiniz zaman kendinizi, diğer ruhun güvenine ve sığınağına bırakmak konusunda özgür hissedersiniz…

Bu sevgi sanatı, diğer insanın özel ve kutsal kimliğini açığa çıkarır. Sevgi, diğer insanın bireyselliğinin ve ruhunun gizli imzasını gerçekten okuyabilecek tek ışıktır. Bu dünyada yalnızca sevginin okuma yazması vardır; kişiliğin ve kaderin şifresini çözebilir.

Anam cara olmak, istekli bir var oluş gerektirir – bizden mutlak bir istek bütünlüğü göstermemizi ister. O’Donohue’ya göre bu içsel niyetlilik, gerçek anam cara‘yı diğer gelişigüzel arkadaşlıklardan ayıran şeydir. Günümüzde bu ayrım daha önce hiç olmadığı kadar önemlidir, çünkü kültürümüzde “arkadaşlık” kelimesini düşüncesiz bir şekilde sık sık kullanıyoruz ve kendimizi üstünkörü ilişkilerin içerisinde buluyoruz. Yanında olmak, yani destek olmak eylemi yalnızca soyut bir şey olmaktan çıkıp, etkin bir eylem halini almalıdır – kendisini bir arkadaş olarak ilan eden, fakat diğer ruhun ihtiyacı olduğu zaman onun yanında olmayan kişi bir anam cara değildir.

O’Donohue şöyle diyor:

Kalp yeni bir hissetme sanatı öğreniyor. Bu türden bir arkadaşlık mantıksal da değildir, soyut da. Kelt geleneğinde anam cara bir mecaz ya da fikir değildi. Aksine, bilinen ve takdir edilen bir sosyal yapı olan ruh bağıydı. Kişilik ve algı terimlerinin anlamlarını değiştirmişti. Sevginiz uyandığı zaman, zihin dünyanız yeni bir duyarlılık ve şefkat kazanıyordu… Farklı bir şekilde bakıyor, görüyor ve algılıyordunuz. İlk başlarda bu karışık ve garip gelebilir, fakat gitgide duyarlılığınızı arındırıyor ve dünyada var oluş biçiminizi değiştiriyor.

Çoğu tutuculuk, açgözlülük, şiddet ve baskı durumlarının, fikir ve sevginin ayrıldığı noktada ortaya çıktığı söylenebilir.Anam cara görüşü yücedir, çünkü bizim bu antik aitlik ahengine girmemize izin verir.

O’Donohue, Aristoteles’in arkadaşlık fikrinden alıntı yaparak onu daha geniş bir şekilde açıklıyor:

Bir arkadaş, içindeki vahşi olasılıkları serbest bırakmak için senin hayatını uyandıran, sevdiğin birisidir.

[…]

Sevdiğiniz kişi, anam cara’nız, ruh arkadaşınız, ruhunuzu yansıtan en gerçek aynadır. Gerçek arkadaşlıktaki dürüstlük ve açıklık ise ruhunuzun gerçek şeklini ortaya çıkarır.

Anam cara; sevgi, iş, yaşlanmak ve ölüm gibi değişmeyen ve insana ait kavramları inceleyen – antik Kelt bilgeliğinin ebedi objektifi aracılığıyla okunabilecek olan geniş bir kavramdır.

Arkadaşlığın ruhunuz için – varlığınız ve karakteriniz ve zihniniz ve sağlığınız için – ne kadar önemli olduğunu fark ederseniz; ona zaman ayırırsınız… Fakat birçoğumuzun, bir şeyin önemini fark etmeden önce başımızın derde girmesi gerekiyor… Bizi perişan bir hale sokan şeylere umutsuzca tutunmamız, insanların yalnızlık nedenlerinden birisidir ve… neye sahip olduğumuzu, onu neredeyse kaybedecekken anlarız.

Maria Popova
Çeviren: Gözde Zulal Solak (tabutmag)

<p>Kenardaki değil, öbürü</p>

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Yorum yazabilmek için içeride olman gerek.