Benim odama Belçikalı ressam Paul Delvaux’un eseri The Violation hükmediyor. Orijinali 1940’da Blitz döneminde yok edilmişti, ve ben de tanıdığım bir sanatçı olan Brigid Marlin’den bir kopyasını yapmasını istedim. Bu tabloya ve gizemli, güzel kadınlarına bakmayı bırakamıyorum. Bazen içinde yaşıyor gibi hissediyor ve her sabah tazelenerek uyanıyorum. Bir erkeğin rüyası.

Dört torunumun resimleri var. Üzerinde 20. yüzyılın en harika resmi olan Dali’nin “Anıların Sebatı’nın” olduğu bir posta kartının yanında, 21. yüzyılın en harika resmi olan kızımın bir tablosu var. Masamda, daha yeni merdiven dolabımda bulduğum eski daktilom. Bana kendi daktilosunda yazan Will Self’in bir mektubundan ilham almıştım. Şimdiye kadar bu eski makineye sadece dokunmadan baktım, ama kim bilir? Romanlarımın ilk taslaklarını hep elimle yazmışımdır ve daha sonra onları elektrikli daktiloma geçiririm. Bir bilgisayar almaya direndim çünkü bütün bu bilgisayar işine güvenmiyorum. Henüz bir bilgisayarda güzel bir kitabın yazıldığını düşünmüyorum.

Son 47 yıldır bu masada çalışıyorum. Bütün romanlarımı burada yazdım, ve her çeşit eski belge büyük bir resif gibi burada birikti. Sandalyem annemin Çin’den getirdiği ve çocukluğumdan beri oturduğum eski bir yemek odası sandalyesi, yani o da beni uzun süredir tanıyor. Kapıda şimdi yaz aylarında bir kedi bariyeri olarak iş gören bir Paolozzi baskı paravan var. Komşumun kedileri çok sevecen, ve yazın masama atlayıp kağıtlarımı etrafa saçıyorlar. En acımasız eleştirmenlerim onlar.

Günde üç ya da dört saat çalışıyorum, sabah ve öğleden sonra. Sonra yürüyüşe çıkıyor ve cin tonik için zamanında dönüyorum.