Susan Sontag’ın günlüklerinin yeni çıkan cildi Bilincin Et ile Bağdaştırılması: Bültenler ve Günlükler, 1964 – 1980 bizimle Susan Sontag’ın sansür ve aforizmalara ilişkin derin düşüncelerini paylaşan, modern tarihin en büyük dehalarından birinin aklının içine yolculuk etmemizi sağlayan kesinlikle çok değerli bir hazine. Bu büyük kitabın okuyucuya bahşettikleri arasında Sontag’ın sanat, zanaat ve yazın ideolojisine dair görüşleri yer alıyor.

Yerleşik görüşlerin aksine Susan Sontag’ın düşünceleri iç gözlemsel bir merak ile kimi zaman içe yönelik; edebiyatın büyük manzarasına baktığı mercek ile kimi zaman dışa yönelik. Buna karşın kültürel gözlem açısından bir zenginlik ve yazın üzerine evrensel olarak bir bilgelik taşıyor.

Aşağıda, Susan Sontag’ın yazın üzerine en etkileyici düşünceleri günlüklerinde belirtildikleri tarihleriyle birlikte ve kronolojik olarak sıralandığı derlemesini bulabilirsiniz.

Bir yazardan ziyade bir insan olarak çok yönlüyüm. (Bazı yazarlar için bu tam tersi)
Yalnızca küçük bir parçam sanata dönüşmeye müsait.
(8/8/64)

Yazmak küçük bir kapıdır. Bazı hayaller, tıpkı büyük mobilyalar gibi, o kapıdan geçemeyecektir.
(8/30/64)

Yazına karşı hissettiklerimi keşke sekse karşı da hissedebilseydim! Sanki bir çeşit, orta boyda, kendi gücümün ötesinde bir makinayım.
(11/1/64)

Bilim Kurgu—

Kişisel olmayan hakkındaki çağdaş, olumsuz imgelemin popüler mitolojisi
(11/1/64)

Kafka ‘ciddi edebiyatın’ son masal anlatıcısı. Ondan sonra, kimse nereye gideceğini bilemedi.
(Onu taklit etmek dışında da bir şey yapmadılar)
(1965)

Sanırım nasıl yazmak gerektiğini öğrenmek üzereyim. Kelimelerle düşün, fikirlerle değil.
(3/5/70)

Yazmak yaşamanın yalnızca bir dublörüdür.
-Florence Nightingale (12/18/70)

İngilizce’nin aksine Fransızca, büktüğün zaman kırılmaya müsait bir dil.
(6/21/72)

Tıpkı bir sporcu gibi yazar da her gün ‘antrenman’ yapmalıdır. Bugün ‘fit’ kalmak için ne yaptım?
(7/5/72)

‘Hayatta’ yalnızca eserlerimle bilinmek istemiyorum. ‘Eserlerimde’ yalnızca hayatımla bilinmek istemiyorum.
Çalışmalarım gereğinden fazla çetin; hayatım ise zalim bir fıkra.
(3/15/73)

Yazmaya değer görünen tek hikaye bir haykırış, bir silah sesi, bir ağlayıştır. Bir hikaye okurun kalbini kırmalıdır

[…]

Bir hikaye damara basabilmelidir – damarıma. Cümleyi ilk okuduğumda kalbim hızla atmalıdır.
(6/27/73)

Ben öfkeyle yazmıyorum – daha çok Nietzsche vari bir gurur hissediyorum. Bu beni kuvvetlendiriyor. Kahkaha ile kükrüyorum. Herkesi suçlamak, onları paylamak istiyorum. Daktilomun başına sanki mitralyözümü almaya gidiyormuş gibi geçiriyorum. Ama güvendeyim. ‘Gerçek’ agresifliğin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda değilim.
(7/31/73)

Dokunur gibi konuşmak
birini yumruklar gibi yazmak
(8/14/73)

İyi bir yazar olmak için:
Sıfatlar ve noktalama işaretleri hakkında bilmen gereken her şeyi öğren
manevi bir zekaya sahip ol – ki bu bir yazarı yazar yapan şeydir.
(2/6/74)

Amerikan şiirinin büyük hassasiyeti – anti entelektüel olmasıdır. Büyük şiirlerin fikirleri vardır.
(6/14/76)

Kendimi yalnızca kötü bir yazar olmaya teşvik etmekle birlikte aynı zamanda gerçekten mutsuz olmaya cüret edebilmeliyim.
Umutsuz. Kendimi kurtarmaya çalışmak yerine umutsuzluğun etrafında dönüp durabilmeliyim.

Şu an olduğum gibi mutsuz olmayı reddetmek, konu bulmamı zorlaştırıyor. Yazacak hiçbir şeyim yok. Bütün konular yalan oluyor.
(6/19/76)

Yazma işlevi bir konuyu havaya uçurup – onu başka bir şeye dönüştürmededir. Yazmak, kişinin sahip olduğu kapasiteyi avantajlara çevirmesidir. Örneğin ben yazdığım şeyleri sevmiyorum. Pekala, ancak bu da bu da yazmanın, ilginç sonuçlar ortaya koyabilecek bir yoludur.
(11/5/76)

Bir kişi asla yazabilecek kadar yalnız kalmaz.
(7/19/77)

İki çeşit yazar vardır. Hayatın önümüzde serildiği gibi olduğunu düşünen ve her şeyi tasvir etmek isteyen: sonbaharı, çarpışmaları, doğumu, at yarışlarını. Bu yazar, Tolstoy’dur. Diğer yandan hayatın bir sınav yeri olduğunu düşünenler vardır ve yalnızca önemli şeyleri tasvir etmek isterler. Bu yazar da Dostoyevski’dir. İki alternatif. D’den sonra bir kişi nasıl olur da T gibi yazabilir? Amaç D kadar iyi bir yazar olmak ve oradan yola devam etmektir. (12/4/77)

Sansürün olmadığı yerde yazarın bir önemi yoktur.
Bu nedenle sansüre karşı çıkmak çok kolay bir şey sayılmaz.
(12/7/77)

Kitap Aşkı: Kütüphanem özlemle dolu bir arşiv.
(4/26/80)


Maria Popova
Çeviri: Hande Karataş (tabutmag)

Kaydet