Yeni bir dizinin reklamını yapacak ajansların yöntemine değil; bir bilim insanının yöntemine başvurun.

Diyelim nasıl şiir okunacağını iyi biliyorsunuz ama artık kendinize ait dizeleri yazmanın zamanı geldi. Bunu, tam anlamıyla nasıl sanatsal bir şekilde yapabilirsiniz?

1913 yılında Ezra Pound, “Bir imgeciden- yapmamanız gereken birkaç şey adına” başlığı altında, kendi dizilerini yazmaya yeni başlamış kişilerin yapmaktan kaçınması gerektiği şeylerin listesini kaleme almıştır.

Yaptığı bu uyarıların ise, bugün standart ve klasik olarak kabul edilen kötü şiirlerin onda dokuzunu ortadan kaldıracağını ve sanatsal üretim suçlarını önleyeceğini vaat etmiştir. Bu kısa deneme, Ezra Pound’ın H.D., Richard Adlington, ve F.S. Flint ile kurduğu “İmgeci Heyet”in prensiplerinin altını çizen “Bir Geçmişe Dönüş (Retrorespect)” ün bir parçasıdır. 1918 yılında, T. S Eliot tarafından “Ezra Pound’ın Edebi Denemeleri” adı altında yayınlanmıştır.

Pound şiire uyarlanabileceği gibi aynı zamanda hayatımıza da uyarlayabileceğimiz birkaç tavsiye ile başlar yazısına:

Kendileri kayda değer bir kitap yazmamış kişilerin eleştirilerine sakın aldırış etmeyin.

Daha sonra dil kullanımı için spesifik bir reçete yazıyor:

Barışın loş toprakları gibi ifadeler kullanmaktan kaçının. İmgeyi donuklaştıran şey tam olarak bu. Bu şekilde ortaya somut ve soyutun bir karışımı çıkıyor. Doğal nesnelerin başlı başına yeterli bir simge olduğunu fark etmeyen yazarlar genelde bu yönteme başvuruyor. Soyuttan biraz olsun kaçının. Daha önce iyi bir düzyazıda dile getirilmiş şeyleri bir kez daha vasat dizelerle tekrar etmeyin. Oluşturduğunuz kompozisyonu dokuz dizeye ayırarak sanatın zorluklarından kaçtığınızda, bunu zeki bir insanın fark etmeyeceğini düşünmeyin. Bugün yetkin bir kişinin okumaktan bıktıkları, yarın halkın okumaktan bıktıkları olacaktır. Şiir sanatının müzik sanatından daha kolay olduğunu aklınızdan bile geçirmeyin; ya da ortalama bir piyano hocasının müzik sanatına yönelik uzun süren çabalarını, şiir sanatına uygulamadan önce yetkin ya da kritik yapan kişileri tatmin edebileceğinizi umut etmeyin. Büyük sanatçılardan esinlenebildiğiniz kadar esinlenin; ancak bunun bir süre için ödünç alınan bir şey olduğunu onaylama ahlakına da sahip olun. ‘Esinlenmenin’ hayranlık duyduğunuz bir ya da iki şairin süslü dilini kopyalamak anlamına gelmesine izin vermeyin. Bir Türk savaş muhabiri geçenlerde suç üstünde yakalanmış ve ülkesine sevk edilirken, “güvercin grisi” ya da “inci soluğu” gibi bir şeyler zırvalamış. Tam olarak hatırlayamıyorum. Ya hiçbir benzetme yapmayın ya da yapıyorsanız güzel yapın.

Ahenk ve uyak konularının değerlendirilmesine geçiyor E. Pound:

Acemiler ilk olarak, bir müzisyenin sanatının tüm ayrıntılarını öğrenmesi gerektiği gibi, aliterasyon ve asonans; dolaysız ve gecikmiş uyak; tek ve çok seslilik hakkında bilgi sahibi olmaya yönlensin. Sanatçı bunlara ihtiyaç duysun duymasın, hepsinin ya da birkaçının öğrenilmesi için uygun bir vaktin olduğundan bahsedemeyiz. Vasat bir düzyazıya yakışmayan bir sözcüğün, dizelerde güzel bir hale bürüneceğini düşünmeyin.

‘Manzaracı olmayın’

Bırakın bunu, güzel – ufak felsefi yazıların yazarları yapsın. Çok fazla betimlemeyin; unutmayın ki bir ressam bir manzarayı sizden çok daha iyi bir şekilde betimleyebilir ve zaten bu, daha çok onun işidir. Shakespeare “Şafak, kızıl-kahve bir örtüye sarılı” dediğinde, bir ressamın takdim edemeyeceği bir şeyi takdim etmiştir. Onun bu dizesinde bir tanımlama yoktur; o sadece takdim eder, sunar. Yeni bir dizinin reklamını yapacak ajansların yöntemine değil; bir bilim insanının yöntemine başvurun.

Bilim insanları bir şeyi keşfedene dek, büyük bir bilim insanı olarak kabul edilmeyi ummazlar. Önceden keşfedilmiş şeyi öğrenmekle başlarlar işe. Buradan başlayarak bir sonraki aşamaya geçer. Kişisel olarak çekici bir arkadaş olmak onun amacı değildir. Hazırlık sınıfı çalışmalarının arkadaşları tarafından alkışlanmasını beklemez. Şiir alanındaki acemiler, ne yazık ki belirli ve gözlemlenebilir bir oda içine kapatılmaz, bu nedenle kesintisiz bir vitrin alışverişi içindedirler. Bu noktada, halkın şiire olan kayıtsızlığı bir sürpriz sayılabilir mi?

Elindeki ‘şeyi’ vezinlere bölmeye kalkmayın. Her bir dizeyi kesinlikle noktalayıp diğer dizelerde yeni bir başlangıç yapmayın. Bir sonraki dizenin başlangıcının ahenk dalgasının yükselişine bırakın. Kısaca, sanatınızla ilgili uğraşınızda bir müzisyen, iyi bir müzisyen gibi hareket edin. Başka bir alana bağımlı kalmamakla birlikte, aynı sanat kurallarının yönetimi altında bulunduğunuzu hatırlayın. Sonuç olarak ritmik yapı sözcüklerinizin biçimlerini, doğal seslerini ya da anlamlarını yok etmemeli. Başlangıçta hemen ritmik bir yapı sağlamak olası değildir, dizeleriniz ahenksiz bitebilir ve başlayabilir. Bir müzisyen orkestranın nota aralıklarına ya da ses kuvvetine güvenebilir ama siz güvenemezsiniz. Ahenk sözcüğü, şiir sanatına çok yanlış bir şekilde uyarlanmaktadır; farklı ses aralıklarının eş zamanlılığına tekabül etmektedir. Ancak, en iyi dizede, bir çeşit kulakta kalıcı, bir enstrüman gibi işleyen ses kalıntıları vardır. Bir kafiye amacı farklılık, tuhaflık yaratmak olmayıp hoşluk yaratmaksa, yazının bir elementi olarak sürpriz dizelerde kullanılabilir. Eğer iyi bir şekilde kullanılmıyorsa, hiç kullanılmasın daha iyidir.


Çev: Hande Karataş
tabutmag özel sayı I