Rüyaların gizemi insanlığı daima cezbetmiş, sanatın ve bilimin konusu olmuştur. Freud özne çalışmalarının temelini rüyalar üzerine kuracak kadar onlardan etkilenmiş, oldukça tuhaf biri olan yeğeni Tom ise çocukların gördüğü rüyaların illüstrasyonlarını çizmiştir. Tıpkı Dostoyevski gibi Margaret Mead de hayatın anlamını rüyalarda bulmuştur. Leonard Bernstein cinsel kimlik karmaşasının çözümünü ve yaratıcılığın anahtarını rüyalarında aramıştır.

Rüyalar hayatın gerçekliğinden ne kadar kopuk görünürse görünsün, uyandığımızda sahip olduğumuz ruh hali üzerinde büyük bir etki sahibidir ve hatta olumsuz duygu durumlarımızı değiştirmemize de yardımcı olur. Buna karşın rüyalarımızı kontrol etmeyi ne kadar istesek de, gecenin harikalar diyarına dalış yaptığımızda hala tam olarak nereye gittiğimize dair tam anlamıyla bir fikrimiz yok. Bilimin bu konuda sunduğu bilgilere rağmen, öyle görünüyor ki rüyaları en çok şiirler ve en iyi şairler açıklayabiliyor.

Pulitzer ödüllü şair Mark Strand Toplu Şiirler kitabında yer alan şiirlerinden bir tanesinde (11 Nisan, 1934–29 Kasım, 2014) rüyaların narin ve kafa karıştırıcı dünyasını eşi bulunmaz bir zarafetle keşfetmeye çıkıyor.



RÜYALAR

Konuyu hatırlamaya çalışmak
Ve kahramanları rüyasını gördüğümüz
nasıldı hayat
sabah olmadan önce
memnun olamıyoruz
​​       o zaman bile
bilmenin bir yolu yok
bildiğimizin doğru olduğunu
​       İsimsiz bir şey
vızıldıyor bizi uyutana dek
geri çekilip bırakıyor bizi
​       bir diyara belli belirsiz tanıdık gelen.
Belki bu yüzden alıyoruz yanımıza
günün olaylarını ve aksesuarlarını
giderken karanlığa
hatırlatmak için kendimize
hala yaşadığımızı. Buna rağmen hiçbir şey
kesin değil burada. Manzaralar birbirine karışırken
evler olmaları gerektiği yerde değil.
Kapılar ve pencereler bazen
açılıyor başka kapı ve pencerelere
Bize en çok benzeyen insan dahi
Güvenilmez,
tıpkı diğer şeyler gibi beklenmeyeni yaptığından
ve gece ilerledikçe
loş alegori halimiz
çıkıverir ortaya, başkasının rüyasındaymış gibi oluruz
Uyuyan bir yan
eşlik ettiğinde kişinin karanlığına
gölgeler gerçek dünyayı.
Her şey belirsiz
asla emin değiliz
orada yaşadığımız hayatın bize ait olduğundan
Her gece aynı
geçtiğimiz sınır zamanları dışında
uzaklık hissi sarar bir anda bizi, en son görülen dünya
gözden kaybolur yavaşça
Uyuyanın biz olduğundan emin olmak için
uyanırız
ama rüya görenin kim olduğunu
söyleyemeyiz asla
ama yaşanmıştır nihayetinde bir yaşam
daima keşfetmek üzere olduğumuz
daima hissettiğimiz

Mark Strand

Maria Popova
Çev: Hande Karataş (tabutmag özel sayı 2)