E.B. White, çocuk kitapları yazanlar için “Duyguları yukarı taşıyacak şeyler yazmalısınız, aşağı çekecek şeyler değil” tavsiyesini vermeden dört yıl önce başka bir edebiyat titanı yazarın topluma karşı görevleri ve sanatın kendi hedef kitlesi için neyi hedeflemesi gerektiği üzerine daha keskin ifadeler karalamıştı.

Flannery O’Connor (25 Mart 1925–3 Ağustos 1964) Gizem ve Tutumlar: Durum Yazısı adlı incelemesinde tam olarak bu konuyu işliyor.

Vakitsiz ölümünden birkaç ay önce O’Connor doğuştan gelen doğal yeteneğin beraberinde getirdiği sorumlulukları değerlendiriyor:

Apaçık olan o şeyin hatırlanıyor olması güzel ancak sıklıkla görmezden geliniyor: yazarın kendisine bahşedilen yeteneğin getirdiği her olasılıkla mücadele etmek. Olasılık ve kısıtlama aynı anlama geliyor olabilir. Her yazarın görevi yeteneklerinin sınırlarını sonuna dek zorlamaktır ancak bu, diğer yandan yazarın sahip olduğu belli bir sınırı ifşa eder.

Kalemlerini başka insanlar adına oynatan yetenekli yazarların kendi yeteneklerini köreltmesi hakkında şöyle diyor:

Her gün hayran kitlelerini genişletmek ya da para kazanmak için yeteneklerini tahrif etmekle meşgul insanlara rastlıyoruz.

Jeanette Winterson‘ın Seyircinin Kibri zarif hakaretlerinden otuz yıl önce O’Connor yazarın, kalbinin bütünlüğünü seyircilerinden üstün tutması gerektiği konusuna değiniyor:

Seni izleyen kalabalıktan hiçbir şey bekleyemeyeceğine inanarak bu işe devam edenler var. Okurların sanat hakkında hiçbir şey bilmediğini ve eğer ona ulaşmak istiyorsan, onun seviyesine inecek kadar alçak gönüllü olman gerektiğini söylüyorlar. Bu demek oluyor ki sanat ya öğretmek için vardır ya da kendi başına dahi iyi olan bir çalışma zaman kaybıdır. Sanat kesinlikle demokratik değildir; Sanat herkes için değildir; sanat onu anlamak için gereken çabayı sarf etmeye gönüllü olanlar içindir.

Kişinin kendini tepelere çıkarmamak için tevazuya gereksinim duyduğu hakkında pek çok şey duyuyoruz, ancak asıl gerekli olan şey makul düzeyde tevazu, kişinin kendini geliştirmesini sağlayacak bilgiye olan aşkı ve çok çalışma ile daha yüksek standartları hedeflemesi… Kibir çapraz biçimde ise, affedilebilirdir ancak bir balta gibi kullanılıyorsa… işte o artık başka bir şeydir.


Çev: Hande Karataş / tabutmag