9.1.84
Paris


Sevgili İlhan
Doğrusunu istersen İstanbul üstüne yazdığın herzeleri seveceğimi peşin biliyordum.

Gelgelelim Galatayı yazmana: Geç bile kalmışsın, önemli Konu, sabırsızlıkla bekliyorum kitabını. Benim bildiğim Galata çok kişisel, teker teker Galata insanlarını sayman zor, çoğunu sen de tanıdın. Kamondo’da. Tam ne yapmak ve nasıl yapmak istediğini de bilmiyorum. Bizansı, Osmanlıyı içine alıyor mu kitabın?

Üç beş satırla (bana göre) bir Galata “topolojisi” kuracak olsam şunları hesaba katarım örneğin:

1- Galata Kulesi önce sünnetsiz, bir ara sünnetli, sonra külahını terar yerine kodular.

2- Kule dimdik. Seferden dönen abaza gemicileri böylece karşılar. Bu yüzden Galata kerhanesi hemen orda, rıhtımda kule arasına yerleştirilmiştir.

3- Depolar, selâtin meyhaneler, esrarkeş tekkeleri, eroin kuyuları, afyon sarnıçları hep oralarda.

4- Esirler, köleler, kızoğlan kızlar, kambiolar, kalpazanlar, sarraflar, bankalar caddesi hep bir arada.

5- Buralarda çalışanların yürüyüşleri başka türlü. Cepleri konşimento ve gayrı mübadil bonosu dolu.

6- Galatanın yeraltı tüm dehliz. Doğru mu değil mi bilmem, ama kocaman Galata fareleri buna inanırlar, bir de lağım şirketinde çalışan bir arkadaşım.

7- Kamondo (Nesimi) sultanın sarrafı, bankeri imiş, (ama hangi sultanın, Abdül Aziz’in mi?), derken Fransa Prusya’ya yenilince, III üncü Napoleon’nun tazminat verecek paraları yetmemiş, Kamondo yardıma yetişmiş, tokalamış altınları. Kamondo’nun sanat koleksiyonu Louvre’da bugün. Galatada olmalıydı aslına bakarsan.

8- Torunlarının hanında oturdum, biliyorsun ve benimle beraber tüm Türk edebiyatı oturdu, yattı, kalktı.

9- Son torunları iki ihtiyar kız. İkisi de çıldırmış ya da bunamış, İstanbul’a baka baka.

10- Galatada kokular. Kokuların coğrafyası.

11- Galata baştan aşağı kumar. Kumarcılar. Kumarcıların ayakkabıları yandan düğmeli. Yengeç yürüyüşü.

12- Yüksek kaldırımın tepesinde Sait Faik’in sineması.

13- Karşısında Mevlevihane. Şeyh Galip. Başka bir sinema.

14- Plâkçılar. Yâlelli.

15- Korkunç güzellikte kızlar, yokuşun tepesinden Hachette’e doğru, ama günde bir tane, fazla değil, (yeter de ardar da).

Filan falan, bütün bunları biliyorsun, gevezelik ettirme! Galata kulesini çizmeğe gelince, seve seve, başka türlü olur mu?

Arada bir iki parçasını gönder yazdıklarının, istersen. Bodrumda Berklerin evini çok sevdim, kale ile karşı-be-karşı. Hepinizi çok özledim.

Abidin.



Kitap-Lık Dergisi’nin Haziran 1996 tarihli 21. sayısından bir efemera
Taramanın bir önceki kaynağına erişmek için –tık.