They Live, Halloween filmi ile korku sinemasına ismini yazdıran yönetmen John Carpenter’ın çektiği bilim-kurgu, korku filmleri içerisinde sisteme en ağır eleştiriler içeren yapımı. Ray Nelson’ın Eight O’Clock in the Morning adlı kısa hikayesinden uyarlanan filmin senaryosu ve müzikleri de John Carpenter’a ait. Distopik atmosferi içinde kapitalist sisteme getirdiği eleştiriler They Live’i Carpenter’ın filmleri içerisinde farklı bir konuma getiriyor.

İşsizlik hat safhadadır ve çalışmak için Los Angeles’a gelen John Nada hiç beklemediği bir şekilde gizlice örgütlenmiş bir direniş hareketinin içinde bulur kendini. Nada’nın tesadüfen fark ettiği bu örgüt tv, gazete, reklam ve birçok üründen yayılan ve insanları etkisi altına alan sinyali kesmek için sisteme karşı bir savaş veriyor. Sinyal dünyayı istila eden ama kimsenin farketmediği uzaylılar tarafından gönderilmektedir.Ve bir gün John Nada bir gözlük bulup taktığında tüm şehre yayılan bu gizli mesajları ve uzaylıların gerçek yüzünü görmeye başlar.

Filmde insanlar boş zamanlarında aynı bugün olduğu gibi televizyon izliyor. Televizyonlarda yine aynı bugün olduğu gibi sorunların aksine zenginlikten bahseden, aslında yaşadığımız toplumu hiç sorun yokmuş gibi gösteren yayınlar yapılıyor. İnsanlar yaşadıkları dünyadan kopup hipnotize olmuşçasına ekranlara kitleniyor. Sadece televizyon da değil. Dergiler, reklamlar, ürünler… Bütün hepsinin gizli bir mesajı var: itaat et, sorgulama, uyumaya devam et, televizyon izle, tüket, farkında olma… Dünyaya yaydıkları sinyalle siz kandırıp, uyuşturup, tüketim çılgını haline dönüştürüp, kapitalizmin kölesi yapıyorlar. Ve siz hiç farkında olmadan onlar izledikleriniz, okuduklarınız, satın aldıklarınızla bilinç altınıza bu mesajları yerleştiriyor.

They Live / We Sleep (Yaşıyorlar, Biz Uyuyoruz) olarak da bilinen filmde Nada rolünde gerçekten güreş ile uğramış Roddy Riper yer alıyor. Kendisi tabi ki şahane bir oyunculuk çıkarmamış. Yapımın bütçesi kısıtlı olduğu için görsel efektleri de başarılı değil. Konusu sağlam, kapitalizm eleştirisi ağır ama senaryo hafif kalmış. Yine de Carpenter’ın düşüşe geçtiği dönemde çektiği They Live para ve statünün hayatın anlamı olduğu, sistemin kölesi olmuş insanları ve bu insanların orta ve alt sınıfı nasıl da ayakta uyuttuğunu suratımıza çarpmasıyla kesinlikle izlenesi. Paranın üzerinde yazan ve sadece özel gözlükle görülebilen gerçek mesajın “bu senin tanrın” olması da filmin kapitalizm eleştirisinin en büyük kanıtlarından. Zizek’e göre They Live, Hollywood’un gerçek anlamda solcu olan nadir filmlerinden. Filmde insanları kurdukları sistemle hipnotize ederek uyuşturan uzaylılar aslında günümüzün politikacıları, reklamlarla bizi tüketime sürükleyen, izlediklerimizle kandıran, sisteme para uğruna yaranmaya çalışan insanları. Uzaylıların edindiği bu amaç da They Live’i sıradan, tekdüze uzaylı istilası filmlerinden ayrı bir yere taşımaya yetiyor.

Yazı kaynağı için tıklayın.

Kenardaki değil, öbürü

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Yorum yazabilmek için içeride olman gerek.