Shakespeare’in mirasını, kimileri konuşmalarının içerisine meşhur Shakespeare kelimeleri olan “thee” (ing. Sen) ve “forsooth” (ing. Hakikaten) kelimelerini kullanarak; kimileri de o’nun sözleri ve aforizmalarını koyarak şereflendiriyor. Fakat bu mirası şereflendirmenin bir diğer yolu daha var; Shakespeare’in kadınlara karşı davranışlarına bir gözatmak – bu, bugünkü kaba ve kadın düşmanı yaratıcılarımızın bazılarına öğretici gelebilir. Aslında Shakespeare de bir zamanlar onlar gibiydi, fakat daha sonra evrim geçirdi ve ortaya çok daha mükemmel bir şey çıktı.

2015 Nisan ayının başlarında – Lenox, Massachusetts’de bulunan ve meşhur Shakespeare şirketi olan – Shakespeare & Co Kitapevinin kurucusu ve sanat yönetmeni olan Tina Packer, Women of Will adında bir kitap yayınladı. Kitap Shakespeare’in üç boyutlu kadın portrelerine nasıl öncülük ettiğine ve eserlerinin gelişiminin onun kadın kahramanlarına nasıl yansıdığına değiniyor. Packer bunu yaparken Shakespeare’in kişisel hayatına ve İngiltere’nin politikasına da paralellik sağlıyor ve bu iki özelliğin, onun bir yazar ve kadın düşünürü olarak gelişimini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Parker aynı zamanda, kendisi ve meslektaşları için, bu karakterlerin tiyatrosunu yapmanın ve yönetmenin faydalarından da bahsediyor.

Parker, içerisinde kadınların şiddet ve yerginin basit objeleri olarak gösterildiği ilk Shakespeare komedilerinden başlayarak; içerisinde kadınların acı çekerek ataerkilliğin elinde öldüğü daha sonraki şaheserleri aracılığıya; içerisindeki sihir ve sanatın yardımıyla kadınların bu eleştirilere üstün geldikleri son Shakespeare romanslarına gelindiğinde bir feministin gelişimini gördüğümüzü iddia ediyor. Kadınlara olan tutumunun dönüm noktası neresi? Juliet.

Packer’ın – Shakespeare’in ucuz bir şovenistten, anlayışlı bir feministe dönüşümünü gösteren – beş kadın kahramanı üzerine düşünceleri size sunuyoruz.

Hırçın Kız eserinden Kate:

Oyunun sonunda huysuz kadın evcilleştiriliyor ve yerini tatlı genç bir şey alıyor. Çok eğlenceli. Komedi kılıfı altında bir kadının üzerine işlenen en korkunç eylemler. Bu bir kâbus çünkü cinsel ayrımcılık tamamen kabul edilmiş – ve tamamen “her şey olduğu gibi…” … Genç Shakespeare hakkında söyleyebileceğimiz şey ise onun mükemmel bir komedi yazarı olduğu – ateşli ve pişmanlık duymayan. Ayrıca kadınlar hakkında da hiçbir şey bilmiyor. Shakespeare’in kadınlara zaman zaman gerçek insanlarmış gibi davranması da bir anlıktı, çünkü bu konu ile özellikle ilgilenmiyordu. Daha çok şakalar, kelime oyunları ve şiddetle ilgileniyordu; kadınlara vuran erkekler ya da kölelerine vuran efendiler ile.

Romeo ve Juliet eserinden Juliet:

Shakespeare Juliet’i yazarken Romeo’ya kullandığı kadar çok anlayış, ayrıntı ve detay kullanmıştı. Shakespeare’in ruhunun derinliklerinde hiçbir yerde Juliet Romeo’dan “daha az” ya da “daha çok” değil. Hem biçim açısından hem de oyunun içeriği açısından eşitler; ikisinin de eylemlerine aynı ölçüde dikkat ediliyor. Birçok bakımdan Juliet’in durumu Romeo’nun durumundan daha zor – çünkü o bir kadın ve ailesinin ya da geniş açıdan toplumunun sosyal yapısı içerisinde herhangi bir özgürlüğü yok… Bu Shakespeare için, hem yazımı hem de düşünceleri konusunda, büyük bir atılım.

Machbeth eserinden Lady Macbeth:

Lady Macbeth bu dünyadaki güç arzusunu temsil ediyor. Büyücülerin kehanetini duyduğu an kendi gidişatının farkına varıyor. Erkeğini büyüklüğe davet etmek için bütün kadınsı güçlerini kullanacak ve krallığı elde etmek için onu, en temel arzuları aracılığıyla, elinde tutacak. O adamın, en büyük ödülü almak için gerekli olan, yapmaya karar verdiği şeyi yapacak kadar duygusal olduğunu biliyor… Bir erkeğin istediği şeyi ona verebilmek için kendi doğal içgüdülerini baskı altına alacak… Bu ilişkiyi elde edebilmek için olduğu kişiden vazgeçecek. Böyle yaparak da, kendi olduğu kişi ile bağlarını koparıyor.

Othello eserinden Emilia ve Desdemona:

“[Emilia] Desdemona’ya erkeklerin nasıl olduklarını ve ihanet ile şiddetin birer kural olduğu erkek dünyasını anlatmak için; Desdemona’nın idealleştirdiği aşk ve güzellik resminin doğru olmadığını ve onun da ona yapılan yanlışlar için intikam almak isteyeceğini anlatmak için elinden geleni yapıyor. Desdemona bunların hiçbirini duymak istemiyor ve Emilia’yı gönderiyor – böylelikle de kendi ölümü kesinleştiriyor… Othello eserindeki kadınlar hiçbir zaman içerisinde yaşadıkları kurumsal yapılardan kaçamıyorlar.

Kış Masalı eserinden Hermonie:

O bir anne ve âşık ve söylentilere göre her erkeğin istediğini söylediği ya da düşündüğü kadınlığın somut bir örneği. Ruhen gelişmiş bir kadın… Cömert, çoğu durumda kocasına karşı itaatkâr, ince düşünceli fakat basit bir kadın değil – kendisini savunabilir – ayrıca dokuz aylık hamile olsa da, yine de çok güzel ve seksi. Bunlardan hiçbiri onu Kral [Leontes]’in ya da bütün gücü erkeğe veren ataerkil yapı kurallarının öfkesinden kurtaramıyor. Kış Masalı eserinin sonunda, Hermonie’nin bir taş olmaktan çıkıp canlandığı an Shakespeare tarafından yazılmış en büyülü an… Bu an, Leontes’in gerçekten affedilebileceği tanımlanamaz, coşkulu bir açıklık yaratıyor.

Flavorwire By
Çeviren: Gözde Zülal Solak (tabutmag)

Kenardaki değil, öbürü

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Yorum yazabilmek için içeride olman gerek.