ABD’li ünlü fotoğrafçı Lewis Wickes Hine, 1930 yılında Empire State Building’in inşaatında çektiği fotoğrafları ile tanınıyor. Hine ABD’de uzun yıllar işçi hakları için mücadele verdi. Özellikle de maden ocaklarında ve iplik fabrikalarında 7 yaşındaki çocukların çalıştırılmasının önüne geçmek için yıllarca denklanşöre bastı.Hine’nin objektifinden çocuk köleler…

ABD’de uzun yıllar işçi hakları için mücadele veren Hine’nin fotoğrafları, 20. yüzyılın ilk yıllarında yaşanan büyük boyutlu insani dramın başlıca aktörleri olan, işçi sınıfının, göçmeyenlerin, çalışan çocukların ve savaşın tanıklarıdır.

1903-1913 yılları arasında milyonlarca insan, yeni bir yaşam umuduyla “yeni kazandıkları adlarıyla ve eski dünyadan taşıdıkları bagajlarıyla” New York limanlarına akın ediyordu. Lewis W. Hine’ın Ellis adasında çektiği işçi fotoğrafları, bu büyük olayı ve sonuçlarını işleyen “epik şiirler”, “Ayakta kalmak için bizim kıyılarımıza gelen ve sonra da bizi ayakta tutanların onuruna yazılmış şiirler” olarak tanımlanmıştır.

Yeni bir hayata başlamak umuduyla, kölelik koşulları içinde Amerika’ya gelen göçmenleri amerikan sanayinin vahşi sömürü koşulları bekliyordu. Lewis W. Hine’in, işçilere duyduğu sevgi, onların yaşam koşullarını değiştirme isteği, çocukların çalıştırılmasına duyduğu tepki, salt bir aydın tepkisi değildi.

Haftada altı gün, 13-14 saat sefalet ücretiyle çalışmak zorunda bırakılmaları, Hine’ın içini sınıf kiniyle doldurdu. Ve kendini, bu insanların yaşamlarına karşı sorumlu hissetti. Objektifini “aşağıdakilerin” öykülerini anlatabilmek için sömürü çarklarına çevirdi. Amerikan rüyasına sırtını dönen Hine, geleceği, çürümüş duvarlar arasıda, penceresiz evlerde yaşayanlarda gördü. Yok sayılanların sözcüsü olmayı seçti.

Lewis Hine’nin, çalışma koşullarını, yoksul mahalleleri ve çocuk işleri konu edinen fotoğrafları, zulme ve sömürüye karşı bir silah olarak, daha iyi bir yaşam kurmalarına yardım amacıyla birçok dergide, raporda kullanıldı. Fotoğrafları sömürünün, haksızlığın sarsılmaz kanıtlarıydı. Hine, gerçek dünyanın gerçek insanlarını çekiyordu.

Amerikan kıyılarına yeni bir hayat için çıkmış olanlar Amerikan burjuvazisi için ucuz işgücünden başka bir şey değildi ve buna çocuklar da dahildi. Uzun ve ağır çalışma koşulları, kötü evlerdeki yaşam çocukların gelecek umutlarını daha yeşermeden tüketiyordu.

Bu gözlemlerini Çocuk Emeği Bülteni’nde yazdı: “.yıllardır Maine’nin konserve fabrikalarından Teksas’ın tarlalarına binlere sanayi topluluklarında, sürüklenip duran çocuk işçileri izledim. Onların trajik hikayelerini dinledim ve kazanma şanslarının bulunmadığı bu endüstri oyunundaki mücadelelerini gördüm. Keşke edindiğim deneyimleri, tanık olduğum yaşamları size kuşbakışı izletebilseydim.”

Lewis Hine’nin çabası boşa gitmedi ve çocuk emeğinin korunmasında önemli katkılar sağladı. Hine’nin Ulusal Çocuk Emeği Komitesi (National Child Labor Committee) için yaptığı çalışmalar nedeniyle ölüm tehlikeleri atlatıyor, tehdit ediliyor, saldırıya uğruyordu. Çocuk emeği üzerindeki dizginsiz sömürünün kamuoyu tarafından bilinmesini istemeyenler Hine’yi engellemeye çalışıyordu.

Patronlar sanayide çocuk çalıştırılmasını normal buluyor ve doğal yaşamın bir uzantısı olarak görüyorlardı. Diyorlar ki, “.niçin çocuklar annelerinin yanında çalışmayacakmış. Çocuklar annelerinin yanında daha güvenli olurlar.” Hine yılmadı, fabrikalarda, atölyelerde işçileri çekebilmek için kılıktan kılığa girdi. Patronların karşısına bazen bir serseri, bazen bir pazarlamacı olarak çıkıyordu. Yangın müfettişi, sigortacı, İncil satıcısı. Fotoğraf çekebilmek için her yolu deniyordu. Fabrikaya girmeyi başaramadığında erken saatlerde işçi evlerini ziyaret ederek yorucu ve uzun bir güne başlayacak olan çocuk işçilerin fotoğraflarını çekiyordu.


DÜNYADA 283 MİLYON ÇOCUK ÇALIŞTIRILIYOR

Hine çektiği fotoğraflar sayesinde ABD’de çocuk işçiliğine yönelik yeni yasaların çıkarılmasını sağladı. Fakat o yıllardan bu yana değişen çok da fazla birşey yok.

ILO araştırmalarına göre dünyada 5-14 yaş grubunda 250 milyon çalışan çocuk bulunuyor. Ve 12-17 yaş grubu 283 milyon çocuğun çalıştığı için okula devam edemediği tahmin ediliyor.

Türkiye’de ise çalışan çocukların kesin sayısı bilinmiyor. Bunun da en önemli nedenleri arasında resmi istatistiklerde yasa dışı çalışan çocukların, aile işlerinde çalışan çocukların, sokakta çalışanların ve geçici, mevsimlik çalışanların doğru olarak yansıtılmaması ve bu konuda yapılan araştırmaların azlığı dikkat çekiyor.

Çocuk işgücü araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de 6-17 yaş grubunda olup ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların sayısı 1994 yılında 2 milyon 269 bin, 1999 yılında 1 milyon 630 bin, 2006 yılında ise 958 bin olarak açıklanmış. Ancak daha sonraki yıllara ilişkin veri bulunmuyor.


TÜRKİYE’DE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ YASALAŞIYOR

Esenyurt’da 11 işçinin hayatını kaybettiği yangından sonra hızla TBMM’ye sunulan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı’nda, çocuk işçiliği yasalaşıyor. Tasarıda, ağır ve tehlikeli işlerde çocuk ve genç işçi çalıştırma yasağının kaldırılması öngörülüyor. Yürürlükteki İş Kanunu’na göre 16 yaşını doldurmamış çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaları yasak.

İş Kanunu’nun 105. maddesinde ise ağır ve tehlikeli işlerde 16 yaşından küçük çocuk ve genç işçi çalıştıran patronlara kişi başına 1358 lira para cezası uygulanıyor. Ancak tasarıyla, İş Kanunu’nun cezai yaptırımı düzenleyen 105. maddesinin de tümüyle kaldırılması öngörülüyor. 1250 liralık ceza her yıl enflasyon oranında artırıldığı için 2012 yılında 1358 lira olarak uygulanıyor.


1999’DA 15 YAŞINDAN KÜÇÜKLERİN ÇALIŞMASI YASAKLANMIŞTI

1992’de Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) dünyada çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik programı dünyada altı ülkede başlatıldı. Bu altı ülkeden biri de Türkiye’ydi.

1999’da kabul edilen İLO’nun dünyada çocuk işçiliğinin en kötü koşullarının ortadan kaldırılması için acil eylem planı adı altında 182 sayılı sözleşmesine Türkiye’de taraf oldu ve bu çerçevede de Türkiye’de 15 yaşından küçüklerin çalışması yasaklandı.

Çocuk işçiliğinin en kötü biçimi olarak kabul edilen dünyada 15 alan var. Ancak Türkiye’de üç en kötü alanın olduğu kabul ediliyor.

2011 yılında yapılan bazı araştırmalarda bu üç en kötü alanın; mevsimlik tarım, küçük ve orta boy sanayi işletmeleri ve sokakta çalışan çocuklar olduğu belirtilmişti.

Yine aynı raporlarda, Türkiye’de 960 bin civarında olduğu belirtilen çocuk işçilerin 630 bininin bu ağır işlerde çalıştığı vurgulanmıştı.

(Metin, emekdunyasi.net adresinden alındı.)



100 yıl önce Amerika

Kenardaki değil, öbürü

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Bir şeyler söylemek için içeride olman gerek.