Twain, Sontag, Bradbury, Hitchens, Didion ve daha fazlası.

Harvard’ın üç ayda bir yayınladığı Nieman Reports dergisi bir sayısında, eleştiri konusu üzerine bazı yazarlar tarafından yazılmış notlar bulunduruyordu. Size bunlardan birkaç gözde örnek sunuyoruz.

Susan Sontag, As Consciousness Is Harnessed to Flesh: Journals and Notebooks, 1964-1980 (Bilinç Tene Kuşanınca: Günlükler, 1964-1980) eserinden:

Eleştiri okumak bir insanın
yeni fikirler edindiği kanalları tıkar: kültürel kolesterol.

Mark Twain, Mark Twain’s Notebook (Mark Twain’in Not Defteri) eserinden:

Eleştirmenin sembolü bok-böceği olmalı:
yumurtasını bir başkasının gübresine koyuyor, aksi takdirde yumurtasından
bir şey çıkaramıyor.

Ezra Pound, A Few Don’ts by an Imagiste (Bir İmgeci Tarafından, Yapılmaması Gereken Birkaç Şey) eserinden:

Kendileri dikkate değer bir
eser yazmamış olan eleştiri adamlarını dikkate almayın.

Virginia Woolf, The Common Reader, Second Series (Bir Okur Olarak, 2) eserinden:

[Eleştirmenler], eğer onlara sorularla ve kendi okumamız esnasında dürüstçe kazandığımız fikirlerle dolu olarak gidersek bizlere yardım edebilirler. Eğer bizler kendimizi onların otoritelerinin altına sokup, bir çitin gölgesinde uyuyan koyun gibi yatarsak, bizim için hiçbir şey yapamazlar. Onların hükümlerini yalnızca kendi hükümlerimiz ile anlaşmazlığa düşüp, bizimkileri mağlup ettiği zaman anlayabiliriz.

Bertrand Russell, A Liberal Decalogue (On Özgürlükçü Emir) eserinden:

Fikirlerinizin tuhaf olmasından korkmayın,
çünkü şu anda kabul edilmiş her fikir bir zamanlar tuhaftı.

John Updike, Picked-Up Pieces (Toplanmış Parçalar) eserinden:

Yapılan her sihre, zayıf ya da güçlü, teslim olun.
Ayıplamak ve engellemektense, övün ve paylaşın.

Ray Bradbury, her zamanki gibi samimi bir saygısızlıkla, Zen and the Art of Writing (Zen ve Yazın Sanatı) eserinden:

Benim uzay yolculuğu, özel gösteriler ya da gorillerle ilgili zevkimi eleştiren hiç kimseyi hiçbir zaman dinlemedim. Bu gerçekleştiği zaman dinozorlarımı topluyor ve odayı terk ediyorum.

Adam Gopnik, New Yorker dergisinden:

Eleştiri, sanatın sunduğundan daha alt bir uç sunar ve bunun sanat üzerinde çok az etkisi vardır; fakat değer taşıdığı zaman da medenileştiren bir uç sunar.

Oscar Wilde, The Critic as Artist (Upon the Importance of Doing Nothing and Discussing Everything) (Sanatçı Olarak Eleştirmen – Hiçbir Şey Yapmamanın ve Her Şeyi Tartışmanın Önemi Üzerine) eserinden:

Evet: Ben bir hayalperestim. Çünkü bir hayalperest yolunu yalnızca ay ışığı ile bulabilen kişidir ve o’nun cezası da şafağı dünyanın geri kalanından önce görmesidir.

Eleanor Roosevelt, You Learn By Living (Yaşayarak Öğrenmek) eserinden:

Eğer bilgi arayan ve açık zihinli birisi tarafından eleştiriliyor olduğunuzu düşünürseniz, bu eleştiri ile doğal olarak yüz yüze gelmeyi denemeniz gerektiğini hissedersiniz. Fakat eğer bu eleştirinin düpedüz fesatlıktan ortaya çıktığını ve en ufak bir açıklamanın bile gerçeklerle işi olmayan bu bakış açısını değiştirmeyeceğini hissederseniz, o zaman yapılacak en iyi şey onu zihninizden tamamen çıkarmanız olacaktır.

Zadie Smith, herhangi bir sanata uygulanabilen bir sezgi ile ve Bertrand Russell’ın yaratıcılık ve yıkım üzerine düşüncelerini akıllara getirerek, kurgu yazını hakkında bir Granta röportajında konuşurken:

Ne zaman bir roman yazsam, eleştirinin olmazsa olmaz kibrini aklıma getiriyorum. Eleştiri yazarken ise çok korunaklı bir pozisyonda oluyorum: iddialarım burada, kutsanmış fikirlerim burada, metinsel kanıtım burada, burada hitabetim büyüyor. İnsan kendinden hoşnut hissediyor. Kurguda bu savunmaların hiçbirisi yok. Klavyesi olan bir budalasınız yalnızca. Bu daha zor. Daha korkutucu.

Theodore Roosevelt, The Man in the Arena: Selected Writings of Theodore Roosevelt (Arenadaki Adam: Theodore Roosevelt’in Seçilmiş Yazıları) eserinden:

Önemli olan eleştirmen değildir, güçlü adamın nasıl tökezlediğini gösteren adam ya da eylemleri daha iyi yapabilecek olan kişileri gösteren adam da değildir. İtibarı hak eden kişi; gerçekten arenanın içerisinde olan, yüzü toz, ter ve kana bulanmış, cesurca uğraşan, hata yapan, tekrar tekrar yetersiz kalan – çünkü hata ve yetersizlik olmadan çaba olmaz – fakat gerçekten eylemleri için çabalayan, büyük coşkuları ve fedakârlıkları bilen, değerli bir şey için kendisini harcayan; sonunda büyük başarı zaferinin olduğunu bilen ve en kötü ihtimalle kaybetse bile korkusuzca kaybedeceğini bilen adamdır. Bu yüzden bu kişinin yeri asla, ne zaferi ne de yenilgiyi bilmeyen soğuk ve ürkek ruhların yanı değildir.

Terry McMillan, Why We Write: 20 Acclaimed Authors on How and Why They Do What They Do (Neden Yazıyoruz: Alkışı Hak Eden 20 Yazar; Yaptıkları Şeyleri Neden ve Nasıl Yaptıkları Üzerine) eserinde:

Mesele şu ki, siz ticari açıdan başaralı olduğunuz zaman eleştirmenler sizden nefret ederler. İçinde yanlışlar bulacakları şeyler arıyorlar.

Christopher Hitchens, God Is Not Great: How Religion Poisons Everything (Tanrı Büyük Değildir: Din Nasıl Her Şeyi Zehirliyor) eserinden:

Kanıt olmaksızın iddia edilen bir şey,
yine kanıt olmaksızın reddedilebilir.

F. Scott Fitzgerald, A Life in Letters (Mektuplarla bir Hayat) eserinden:

Eleştiriye biraz olsun aldırmıyorum – eleştirmenler daima haksızlar… Fakat birisinin sanatsal bilincinin yeniden bir incelemesini yaptıkları bakımından daima haklılar.

Joan Didion, Paris Review Röportajları, Cilt 1-4′de bulunan, 1977 Paris Review röportajındaki düşüncesine benzeyen bir düşünceyi dile getiriyor:

Belirli bir miktarda direniş herkes için iyidir.
Sizi ayık tutar.

Anais Nin, The Diary of Anais Nin, Vol. 4: 1944-1947 (Anais Nin’in Günlüğü, Cilt 4, 1944-1947) eserinden:

Eleştiriden korkuyorum çünkü doğallığımı bozmasından korkuyorum. Kısıtlamalardan korkuyorum. Dürtü ve doğaçlama ile yaşıyorum ve bu şekilde yazmak istiyorum.

Anais Nin, The Diary of Anais Nin, Vol. 5: 1947-1955 (Anais Nin’in Günlüğü, Cilt 4, 1944-1947) eserinden:

Amerikan hayatında sertlik ve eleştiri konusunda aşırılık; hayranlık konusunda ise çok az bir kabiliyet görüyorum.

Neil Gaiman, hayata sanat ile yüklenenlere verdiği fantastik tavsiyesinden:

İnternette herhangi birisi yaptığınız şeyin salakça ya da kötü ya da daha önce yapılmış olduğunu mu düşünüyor? İyi sanat yapın.

Ve geri kalan her şey başarısız olduğunda da, birazcık modern bilgelik yapın:

Brain Pickings by Maria Popova
Çeviren: Gözde Zülal Solak (tabutmag)

Kenardaki değil, öbürü

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Yorum yazabilmek için içeride olman gerek.