Başarının sırrı hayata ilgi duymaya yoğunlaşmaktır… Doğanın küçük şeylerine ilgi duymaktır… Başka bir deyişle, her şeye karşı tamamen uyanık olmaktır.

Ebediyen okunabilecek olan, zekice ve içtenlikle yazılmış olan, tarihin meşhur babalarından beş adet nasihat mektubunu sizlere sunuyoruz.

1. F. SCOTT FITZGERALD

1933 yılında, 11 yaşındaki oğlu Scottie’ye yazdığı – F. Scott Fitzgerald: A Life in Letters (F. Scott Fitzgerald: Mektuplarla Bir Yaşam) adlı kitapta bulunan –bir mektupta F. Scott Fitzgerald, dokunaklı ve zekice bir şekilde endişelenecek şeyler, endişelenmemesi gerekilen şeyler ve düşünülmesi gereken şeyler listesi çıkarıyor:

Endişelenecek şeyler:

Cesurluk konusunda endişelen
Temizlik konusunda endişelen
Yeterlik konusunda endişelen
Binicilik konusunda endişelen
… Konusunda endişelen

Endişelenmemen gereken şeyler:

Popüler fikir konusunda endişelenme
Oyuncak bebekler konusunda endişelenme
Geçmiş konusunda endişelenme
Gelecek konusunda endişelenme
Büyümek konusunda endişelenme
Birisinin senin önüne geçmesi konusunda endişelenme
Zafer konusunda endişelenme
Eğer kendi hatandan kaynaklanmıyorsa başarısızlık konusunda endişelenme
Sivrisinekler konusunda endişelenme
Sinekler konusunda endişelenme
Genel olarak böcekler konusunda endişelenme
Aile konusunda endişelenme
Erkek çocuklar konusunda endişelenme
Hayal kırıklığı konusunda endişelenme
Zevk konusunda endişelenme
Tatmin konusunda endişelenme

Düşünülmesi gereken şeyler:

Gerçekten neyi hedefliyorum?
Aşağıdaki konular bağlamında ele aldığım zaman, yaşıtlarıma kıyasla gerçekten ne kadar iyiyim:

(a)
Burs
(b) İnsanları gerçekten anlıyor muyum ve onlarla iyi geçinebiliyor muyum?
(c) Vücudumu kullanışlı bir araç olarak kullanmaya mı çalışıyorum yoksa onu ihmal mi ediyorum?

2. LEROY POLLOCK

1928 yılında yazılmış olan, American Letters 1927-1947: Jackson Pollock & Family (Amerikan Mektuplar 1927-1947: Jackson Pollock & Ailesi) adlı eserden alınmış bu mektup Jackson Pollock’un babası, LeRoy tarafından yazılmış. Mektupta oğluna hayattaki en önemli şeyin ne olduğundan ve onu nasıl geliştireceğinden bahsederek, samimi ve olumlu bir bakış sağlıyor.

Sevgili Oğlum Jack,

Güzel mektubunu alalı bir süre oldu. Charles, Mart, Frank, Sande ve Jack adındaki beş genç arkadaştan mektuplar almak bana biraz gurur ve iftihar hissettiriyor. Mektuplar yaşam, ilgi, tutku ve iyi arkadaşlık konularıyla dolu. Bunlar benim yaşlı kalbimi memnuniyet ile dolduruyor ve beni “Bully” (“Mükemmel”) hissettiriyor. Evet, Jack; yazın çalıştığın iş ve gelecek okul yılın için neler hissettiğini öğrenmek beni memnun etti. Başarının sırrı hayata ilgi duymaya yoğunlaşmaktır, sporla ve güzel zamanlarla ilgilenmektir, çalışmalarına ilgi duymandır, okul arkadaşlarına ilgi duymandır, doğanın küçük şeylerine, böceklere, kuşlara, çiçeklere, yapraklara, vb. ilgi duymaktır. Başka bir deyişle, her şeye karşı tamamen uyanık olmaktır & ne kadar çok öğrenirsen o kadar çok takdir edersin & hayatında tam olarak neşe & mutluluk hissedersin. Genç bir arkadaşın çok ciddi olması gerektiğini düşünmüyorum, bazen denge yaratabilmek için Şeytanla da dolu olmalıdır.

Din konusundaki felsefenin iyi olduğunu düşünüyorum. Bence her insan, dışarıdan çok fazla baskı olmadan, kendi vicdanının ihtarlarına göre düşünmeli, davranmalı & inanmalıdır. Ben de büyük bir gücün, yüce bir kuvvetin, bir yöneticinin, evreni kontrol eden bir şeyin var olduğunu düşünüyorum. Nedir & ne biçimdedir bilmiyorum. Belki de uzaydaki o şey, vücuttan ayrıldıktan sonra başka bir biçim alan zihnimiz ya da ruhumuzdur. Hiçbir şey imkânsız değildir ve hiçbir şeyin yok olmadığını biliyoruz, yalnızca kimyasal olarak değişiyorlar. Bir evi ve içerisindeki şeyleri yaktığımız zaman onun biçimini değiştirmiş oluyoruz fakat aynı elementler var olmaya devam ediyorlar; gaz, buhar, küller. Bunların hepsi aynı şey.

Geçen gün annenden birkaç mektup aldım, bir tanesi ayın on ikisinde diğeri de on beşinde yazılmıştı. Annenden mektup aldığım için çok memnunum, o Kıymetli birisi, değil mi? Annen ve ben maddi açıdan tam bir başarısızlık örneğiyiz fakat eğer oğullarımız iyi ve faydalı vatandaşlar olurlarsa, bundan başka hiçbir şeyin önemi kalmaz ve bunun gerçekleştiğini biliyoruz, öyleyse neden sevinmeyelim ki?

Burada hava ile başa çıkılmıyor fakat sanırım çok uzun sürmeyecek, aslında birkaç kar fırtınası ve geri dönmek için bir bahane bekliyoruz. Ne yapacağım konusunda hiçbir şey bilmiyorum ya da burayı terk ettiğim zaman bir işim olacak mı bilmiyorum; fakat endişelenmiyorum çünkü elinden gelmeyen ya da elinden gelen durumlarda endişe etmenin bir faydası yoktur; manevi olarak “endişelenmemek”.

Bana okulun ve genel olarak kendin hakkında yaz. Kendine olan güvenini takdir edeceğim.

Bu yaz Crestline’deki işinde şüphesiz zor zamanlar geçirdin. Dağa tırmanışları, sıcak havayı vb. hayal edebiliyorum. Fakat bu zorluklar karakterimizi ve fiziğimizi inşa eden şeylerdir. Zannediyorum ki Jack, tüm bunları okuduğunda zihinsel olarak yorgun olacaksın ve dinlenmeye ihtiyacın olacak. O yüzden iyi geceler, tatlı rüyalar ve Tanrı seni korusun.

Sevgi Dolu Baban

3. RONALD REAGAN

26 yaşındaki Michael Reagan’ın Haziran 1971’deki düğününden günler önce, muhtemelen Amerika Başbakanı olacak olan Ronald Reagan oğluna bu, evliliğe dair nasihat içeren, düşünceli ve çarpıcı şekilde dürüst mektubu gönderiyor. Mektup Reagan: A Life In Letters (Reagan: Mektuplarda Bir Yaşam) eserinde bulunuyor.

Sevgili Mike:

Bahsettiğim şey ilişiktedir (paramparça bir IOU (size borçluyum) lafı burada iyi gider). Burada durabilirdim, fakat durmayacağım.

Etrafta yapılan bütün “mutsuz evlilik” şakaları ve şüpheci insanların şakalarını duydun. Şimdi, hiç kimsenin önermemiş olması ihtimalini düşünerek, başka bir bakış açısının daha olduğunu söyleyeceğim. İnsanın hayatında var olan, en anlamlı ilişki türünün içerisine girdin. Şimdi o, sen ne olmasını istersen o olabilir.

Bazı erkekler yalnızca, kendini beğenmiş bir şekilde bütün soyunma odası hikâyelerini hayatlarında oynarlarsa erkekliklerinin kanıtlanacağını düşünürler ve bunu yaparken de bir kadının bunu bilmemesi o kadını incitmez diye düşünürler. Aslında gerçek, bir şekilde tam tersidir. Bir kadın yakada ruj izi bulmadan ya da bir erkeğin gece üçe kadar nere olduğuna dair uyduruk bir bahanesinden yola çıkıp da erkeği yakalamadan bile, her şeyi bilir ve bu bilme durumu ile de ilişkinin büyüsü kaybolur. Suçlanmayı hak eden kadınlardan daha çok, her şeyi kendileri berbat edip evliliklerinden yakınan adamlar vardır. Eski bir fizik yasası vardır; bir şeyin içine ne kadar fazla şey koyarsan onun dışına o kadar çok çıkabilirsin. Evliliğinin içerisine sahip olduklarının yalnızca yarısını koyan adam bunu iyi anlayacaktır. Tabii ki birisini gördüğün ya da geçmişi düşündüğün anlar olacak, o zaman da bu seviyeyi koruyup koruyamadığının tartışması çıkacak; fakat sana bu tartışma, hayatının geri kalanı boyunca erkekliğini ve cazibeni tek kadın üzerinden kanıtlama fırsatı verecek. Bazı adamlar bunu bir ahmaklık gibi görebilir ve eşini aldatabilir ki bu da ona erkekliğinden çok da bir şey kaybettirmez. Onu horlarken görmüş, tıraş olmamış halini görmüş, hastayken ona bakmış ve iç çamaşırlarını yıkamış olan bir kadın tarafından sevilmek büyük bir şeydir. Bunu yap ve ona daima bir sıcaklık hissettir, bunu yaparsan içinde çok güzel bir müzik duyacaksın. Eğer bir kızı gerçekten seversen onun; senin ikinizin de tanıdığı bir kıza ya da sekretere selam verirken gördüğünde, o kızın eve geç gitmene sebep olan birisi olup olmadığının merakını hissetmemesini sağlamalısın. Ya da başka bir kadının eşinle tanışmasını ve sevdiğin kadına baktığında gizliden gizliye gülerek, onu bir an için bile olsa kendisindeki güzellikler için reddettiğini hatırlamasını sağlamamalısın.

Mike, mutsuz bir ailenin ne olduğunu ve nelere sebep olabileceğini diğer insanlardan daha iyi biliyorsun. Şimdi olması gerektiği şekilde bir aile kurma şansını yakaladın. Bir erkek için, günün sonunda evine döndüğünde kapının diğer tarafında onun ayak seslerini bekleyen birisinin olduğunu bilmekten daha büyük bir mutluluk yoktur.

Sevgiler,
Baban

Dipnot: Her gün en az bir kez “seni seviyorum” dersen başın derde girmez.

4. MARION CARPENTER

Yarım asır önce, 37 yaşındaki Malcolm Scott Carpenter, uzaya giden Aurora 7’ye pilotluk etmişti ve dünyanın yörüngesi etrafında dolaşan ikinci Amerikalı olmuştu. Bu yolculuğa çıkmadan bir gün önce babasından aşağıdaki mektubu aldı. Mektup, For Spacious Skies: The Uncommon Journey of a Mercury Astronaut (Engin Gökyüzü İçin: Bir Merkür Astronotunun Olağanüstü Seyahati) adlı eserde bulunuyor.

Sevgili Oğlum,

Uzun zamandır kendini hazırladığın ve merakla beklediğin muhteşem macerandan bir gün önce sana, seninle duygularını temsili olarak paylaştığımızı bilmen için birkaç şey yazacağım.

Uzay programının başlangıcında da sana belirttiğimi düşünüyorum; sen büyük ölçekli ve öncü bir projede yer almak konusunda ayrıcalıklı bir insansın – aslında bu insanların bildiği en büyük ölçekli şey. Tüm kutlamaların ve alkışların da yalnızca bir anı olduğunu tahmin ederek şunu söylemek istiyorum; alacağın en büyük hazzı, yeni gerçekler keşfettiğin büyük bilgilerden alacaksın. Kendine şunu diyebileceksin: bunu gördüm, şunu tecrübe ettim, bunun doğru olduğunu biliyorum. Bu deneyim çok değerli bir şeydir; bütün araştırmacılar bilir ki hangi uğraş alanında olursa olsun bilinmeyenin içerisine giren ve yeni gerçekler keşfeden kişi değerlidir.

Özel olarak dindar bir insan olmadığımın muhtemelen farkındasındır, en azından sınırsız sayıda resmi öğretiyi benimsemek konusunda. Fakat yine de akıl bahşedilmiş; kendi evrenini, dağın tepesindeki zirveyi, tropik bir kuşun bütün tüylerini, bir protein molekülünün karışıklığını, bir tuz kristalinin değişmeyen mükemmelliğini algılayan bir adamın, büyük bir gücün varlığını reddedebileceğini düşünemiyorum. O varlığa verdiği isim önemli değil; Tanrı diyebilir ya da Muhammed, Buddha ya da Turkuaz Kadın veya Olasılık Kanunu. Yazılarımda bazı şeyleri açıklarken ona Doğa Ana dediğimi ve evrenin düzeninden sorumlu kişi olarak onu belirttiğimi fark ediyorum. O benim için çok tatmin edici bir ilahe. Yani, ondan seni izlemesini ve korumasını diliyorum ve eğer dilerse, büyük bir amacı olan insanlarla paylaşmaya daima hazır olduğu bazı sırlarını da seninle paylaşmasını diliyorum.

Tüm sevgimle,
Baban.

5. JOHN STEINBECK

Nobel ödülü sahibi John Steinbeck üretken ve etkileyici bir mektup yazarıydı – bunu Steinbeck: A Life in Letters (Steinbeck: Mektuplarla Bir Hayat) isimli eserden de anlayabiliriz. Mektuplarının arasında, 1958 yılında en büyük oğlu Thom’un yatılı okulda okurken Susan isminde bir kıza âşık olduğunu itiraf eden mektubuna cevap olarak yazdığı bir mektup var. Steinbeck’in kelimelerindeki – şefkatli, iyimser, ebedi, akıllıca olan – bilgelik, nefes alan her insan tarafından zihinlere ve kalplere kazınmalı.

Sevgili Thom:

Mektubunu bu sabah aldık. Ben kendi bakış açımdan cevaplayacağım ve Elaine de kendi bakış açısından.

Öncelikle – âşık olduysan eğer – bu güzel bir şeydir – bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir. Kimsenin bunu küçültmesine ya da azaltmasına izin verme.

İkinci olarak – Aşkın birkaç çeşidi vardır. Bir tanesi bencil, kaba, açgözlü ve egoisttir ve aşkı kendi kendinin önemini arttırmak için kullanır. Bu çirkin ve zarar veren türdür. Diğeri ise içindeki – şefkat, dikkat ve saygıya dair – yalnızca sosyal tutum saygınlığı olarak değil aynı zamanda diğer insanın değerli ve farklı olduğunun farkındalığı anlamına gelen geniş saygınlıktaki – bütün güzellikleri açığa çıkaran türdür. Birinci tür seni hasta, küçük ve zayıf bir hale sokabilir fakat ikincisi seni güçlendirir, içindeki cesareti, iyiliği ve hatta varlığından haberinin olmadığı akıllılığı bile açığa çıkarabilir.

Bunun bir çocukluk aşkı olmadığını söylüyorsun. Eğer çok derinden hissediyorsan – elbet çocukluk aşkı değildir.

Fakat sanırım bana ne hissettiğini sormuyorsun. Sen ne hissettiğini herkesten daha iyi biliyorsun. Sana yardımcı olmamı istediğin şey onun ne olduğu ve ne yapılması gerektiğiydi – ve bunu sana söyleyebilirim.

Yalnızca zevkini çıkar ve mutlu, minnettar ol.
Aşkın hedefi en iyi ve en güzel olandır. Bunu yaşamaya çalış.

Eğer birisini seviyorsan – bunu ona söylemende bir sakınca yoktur – yalnızca bazı insanların çok utangaç olduğunu ve bunu söylemenin de o utangaçlığı açığa çıkaracağını unutmamalısın.

Kızlar bir şekilde senin ne hissettiğini bilir ya da hissederler, fakat genelde ayrıca da duymak isterler.

Bazen hissettiğin şeylerin şu ya da bu sebeple geri dönüşü olmayabilir – fakat bu senin hissettiğin şeyi değersiz ya da kötü yapmaz.

Son olarak, ne hissettiğini biliyorum çünkü ben de hissetmiştim, bunu yaşadığın için seviniyorum.

Susan ile tanışmaktan mutluluk duyacağız. Onu ağırlamaktan memnun oluruz. Elaine bir sürü hazırlık yapacaktır çünkü bu onun ilgi alanı ve o da çok mutlu olacaktır. Aşkın ne olduğunu biliyor ve belki sana benden daha fazla yardımcı olabilir.

Ayrıca, kaybetmekten korkma. Eğer doğruysa, olur – asıl mesele acele etmemek. Güzel olan hiçbir şey kaçıp gitmez.

Sevgiler,
Baba.

Brain Pickings by Maria Popova
Çeviren: Gözde Zülal Solak (tabutmag)

Kenardaki değil, öbürü

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Yorum yazabilmek için içeride olman gerek.