Liseyi yarıda bırakıp atılıyor tiyatro macerasına. 1944 doğumlu olduğuna göre ‘50’lerin sonları ya da ’60 olmalı tarih. Hem Ankara Deneme Sahnesi’nde çalışıyor hem de Halkevleri’nde tiyatro kursuna katılıyor o sıralarda.

Zayıf, kara kuru bir oğlan ama anasından oyuncu doğmuş derler ya işte öyle bir yetenek. Her yetenekli oyuncu gibi konservatuar sınavında yeteneksiz bulunuyor. Ağız yapısı uygun değilmiş filan.

Oysa ustaların anlattığını bakılırsa, konservatuar sınavını beklerken salonda, Erkan Yücel, matrak muzip bir adam ya, daha kurulun karşısına çıkmadan başlıyor oynamaya. Kendisi gibi sınava gelen oyuncu adaylarının yanına güya Anadolu’dan gelen saf salak bir delikanlı olarak getiriyor içindeki oyuncu Erkan Yücel’i. Dilinde de cuk oturan bir İç Anadolu ağzı. Bizim üstün yetenek oyuncu adayları bulmuşlar malzemeyi kaçırırlar mı? Akıllarınca dalga geçiyorlar bu salak oğlanla. Gözlerinden yaş gelesiye gülüyorlar, karınlarına ağrı giriyor, artık o kadar. Sonra bizimki bırakıyor oynamayı, bizimkiler anlıyorlar mı sana bu kara kuru oğlanın kendilerine oyun ettiğini. Ağızlar bir karış açık!

Bu macera kurulun iki kere ağız yapısı uygun değil diye Erkan Yücel’i konservatuara almamasıyla bitmiyor, sakın öyle sanmayın. Yücel, tiyatro dünyasını sarsıp da, Devlet Tiyatrosu’ndan gelen oyunculuk teklifini geri çevirince tamam oluyor hikâye.

Yeni kurulan Ankara Sanat Tiyatrosu’na giriyor ardından Deneme Sahnesi’nin. Gorki’nin Ana’sında Pavel. Tadından yenmezdi diyorlar oynadığı Pavel için, diyenlerin yalancısı olacaksak eğer.

Saymakla da bitmez şimdi yıldız gibi ışıdığı oyunlar: Ayak Bacak Fabrikası, Klimanjaro’ya Tek Başına Tırmanmak, 72. Koğuş, Müfettiş, böyle sürer gider.

Orhan Kemal’le, Fiket Otyam’la, Gogol’le, Gorki ile, Kerim Korcan ile, Oktay Arayıcı ile daha kimler kimler ile, sahneye koyduğu oyunlarda, canlandırdığı karakterlerde kesişmiş yolu.

12 Mart faşizminin sürdüğü zamanlarda Hitler Rejimi’nin Korku ve Sefaleti. Sen misin oynayan, 15 yıl ağır hapis cezası. İnanabiliyor musunuz? Ne için hem de? Oyun oynadıkları için! Neyse ki 2 yıl yatıp çıktı diyemeyeceğiz çünkü işkence gördüğü söylenir içeride. Daha neler neler, oyun serbest bırakılır İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı’nca ama Erkan Yücel’in sahneye çıkması yasak. Pasaport verilmez, yurt dışı çıkışı yasak!

Bizimkiler yasaklaya, tutuklaya dursun o Endişe filmindeki performansı ile hem 20. San Romeo Film Festivali’nde hem de 12. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alır.

Erkan Yücel yaşanan ideolojik anlaşmazlıklar sonucu AST’tan ayrılır DAST’ı (Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu) bir grup oyuncu arkadaşıyla birlikte kurar, DAST adı zamanla AHOT (Ankara Halk Oyuncuları Tiyatrosu) adına dönüşür ve Anadolu’nun yollarına düşer.

İl il, kasaba kasaba, köy köy dolaşılır. Tiyatro nereye, jandarma- polis-devlet oraya.

Oyunculuk, yönetmenlik ile yetinse iyi, hemi yazıyor hemi de uyarlıyor. Mesela Orhan Kemal’in Bir Filiz Vardı’sı. Üstüne sinema. Hakkari’de Bir Mevsim, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yorgun Savaşçı, Çekiç ve Titreşim, Endişe.

Ürete ürete, kendini durmadan yenileyip, her izleyenin hayran kaldığı bu adam, bir film çekimi için gittiği İzmir yolunda trafik kazası geçir, sonra da tut beyin kanamasından öl.

Velhasıl sanatla, mücadele ile geçen üretken, direngen bir yaşam. Nev-i şahsına münhasır, memleketimizden ve bu dünyadan gelip geçen en iyi oyunculardan birisi.

Cansu Fırıncı

Kenardaki değil, öbürü

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

E-posta adresini paylaşmayacağız. * ile işaretlenmiş alanları boş bırakma yeter.