Özlem dolu, gizemli ve keyifli…

8 Mayıs 1923’te Berlin’deki Göçmenlere Bağış balosunda genç bir kadın – henüz o sıra yeni bir şair olan – bir genç adamın karşısına çıktı. Üzerinde siyah palyaço kostümüyle kadın küçümsenmeyi reddederek, genç adamın bazı şiirlerinin dizelerini okumayı sürdürdü. Bu şiirleri aylar önce günlük bir gazete olan Rus Liberal’den edinmişti.

Genç adam bu olayın karşısında serseme dönmüştü.

Kadın 25 yaşındaki Véra Slonim ve adam 24 yaşındaki Vladimir Nabokov idi; bu Shakespeare vari karşılaşma ile tarihin en büyük aşklarından biri başlamıştı.

Nabokov’un kalbi ilk büyük aşkı tarafından kırık; babasının ölümüyle kederle doluyken, Vera ile karşılaşması mutluluk, aşk, canlılık umudunun ışığıyla karanlığın kaba etini delip geçmesini sağlamıştı. Yeniden umut etmenin sahnelendiği bu karşılaşma onu öyle etki altına almıştı ki Nabokov daha sonraları kader çarkını çeviren bu anı “Karşılaşma” isimli güzel bir şiir olarak okurlara sunacaktı.

Nabokov şiiri posta yoluyla Rul gazetesine yollamış, şiir 24 Haziran’da yayınlanmıştı.

KARŞILAŞMA

büyülendim bu tuhaf yakınlıkla

Özlem dolu, gizemli ve keyifli…
Sanki ağır çekimde ilerleyen bir maskeli balonun
hükümran karanlığından
loş bir köprüye çıktın sen

Ve gece aktı, sessizlik yüzerken
saten derelerde
kara maskenin kurda benzeyen görünümünde
ve senin nazik dudaklarında

Ve kestanelerin altından, oyuklardan
geçtin cezbedici bakışlarınla
Kalbim sende ne gördü aniden
nasıl etkileyebildin beni böyle

Anlık şefkatinde
ya da omuzlarının değişken çizgilerinde
diğer –geri çevrilemez- karşılaşmaların
bir ışığını mı yakaladım ben?

Belki de romantik bir acıma
anlamaya itti seni
şimdi mısralarımı delip geçen oku
neyin titrettiğini

Hiçbir şey bilmem ben. Tuhaf,
mısra titriyor içindeki okla beraber
Belki sen, hala isimsiz, gerçek
ve bekletilendin bunca zaman?

Fakat keder henüz çığlıklarını atmadı
yıldızlı saatimizi bozamadı
Geceye doğru açıldı çifte yarığı
gözlerinin, gözlerinin ama henüz parlamadı

Ne kadar? Sonsuza kadar mı? Uzaklarda
dolanıyorum başıboş ve duymak için zorluyorum kendimi
karşılaşmamızın tepesindeki yıldızların kıpırtısını
ve sensen eğer gerçekten kaderimdeki

Özlem dolu, gizemli ve keyifli…
Ve uzaklardan bir yalvarış gibi
Kalbim seyahat etmeli
sensen eğer gerçekten kaderimdeki

Gerçekten de onun kaderiydi. 20 ay sonra evlenip, ölüm onları ayırıncaya dek yarım yüzyıl boyunca evli kaldılar. Öylesine bütünleşmişlerdi ki Vera, Vladimir’in editörü, asistanı, arşivcisi, şoförü, araştırmacısı hatta koruması olmuştu. Vera, Vladimir’in Amerika’da en tartışılan yazarlardan biri olmasıyla çantasında, suikastlara önlem olarak bir silah bulundurmaya başlamıştı.


Çev: Hande Karataş

<p>Kenardaki değil, öbürü</p>

Söyleyecekleriniz vardır (var mı?)

Yorum yazabilmek için içeride olman gerek.